İşsever, İslamiyet’in 1500 yıl önce getirdiği “kolaylık” ilkesinin günümüz modern tıp bilgisiyle tam bir uyum içinde olduğunu vurgulayarak, her hastanın oruç tutmasının tıbben ve dinen uygun olmadığını ifade etti.
“ZARAR VEREN İBADET ZORUNLU KILINMAZ”Özellikle organ yetmezliği yaşayan hastaların hayati risk altında olduğunu belirten Doç. Dr. İşsever, şunları söyledi:
“İleri derece böbrek, karaciğer ve kalp yetmezliği olanlarda organ işlevleri zaten sınırda çalışmaktadır. Özellikle pankreası hiç insülin üretmeyen Tip 1 diyabet hastaları için oruç büyük bir risk teşkil eder. Dinimiz kişiye zarar verecek ibadeti zorunlu kılmaz; tıp da aynı şeyi söyler. Bu durumlarda oruç faydadan çok zarar getirir.”ORUÇ DOĞRU UYGULANIRSA “ŞİFA” OLUYORDoç. Dr. İşsever, orucun sağlıklı bireyler veya hafif rahatsızlığı olanlar için bilimsel olarak kanıtlanmış onarıcı etkileri olduğunu da ekledi. Vücudun uzun süre sindirimle uğraşmadığında kendini onarmaya yöneldiğini belirten İşsever, sağlıklı bir Ramazan için şu reçeteyi sundu:
İftar: Su ve çorba ile başlanmalı, mideyi yormamak için kısa bir süre bekledikten sonra ana yemeğe geçilmeli.
Sıvı Takviyesi: İftar ile sahur arasında mutlaka 2–2,5 litre su tüketilmeli.
Sahur: Kas kaybını önlemek ve tokluk hissini uzatmak için protein ağırlıklı beslenilmeli.
İLAÇ KULLANANLAR DİKKAT!Ağır hastalar dışında, düzenli ilaç kullananların Ramazan öncesi mutlaka doktorlarına danışması gerektiğini hatırlatan İşsever, “İftar ve sahur arası artık 10-12 saatlere kadar geriledi. Bazı ilaçların saatleri doktor kontrolünde bu aralığa göre yeniden düzenlenebilir. Ancak bu planlama asla hastanın kendi kararıyla yapılmamalıdır” dedi.
