SÖZ VERDİKLERİMİ YAPMADIM

0
16

Bu yılın ilk günlerinde, 3 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Trabzon Büyükliman Gazeteciler Derneği’nin Şalpazarı’nda düzenlediği bir yemeğe katıldık.
Trabzon Valisi ve Belediye Başkanı da vardı yemekte. Çevre ilçelerin kaymakam ve belediye başkanları da katılmışlardı.
Yemekten sonra konuşmalara geçildi. Trabzon Valisi ve Belediye Başkanıyla konuk belediye başkanları ve kaymakamlar da kısa konuşmalar yaparak günün anlam ve önemine işaret ettiler.
Geceye Beşikdüzü Belediye Başkanı Orhan Bıçakcıoğlu’nun konuşması damga vurdu. Bırakınız damga vurmayı ulusal gazetelerde bile haber oldu bu konuşma…
Ne dedi Orhan Bıçakcıoğlu bu konuşmasında?
“Vaatlerimin hiçbirisini yapmadım, söz verdiklerimi hayata geçirmedim;
Ve, siz gazeteci arkadaşlarım, bunları yazmadınız”
Beşikdüzü’nün 35 mahallesi olduğunu, seçim öncesi bu mahallelere çeşitli sözler verdiğini, hizmet vaadinde bulunduğunu söyleyen Beşikdüzü Belediye Başkanı Orhan Bıçakcıoğlu; bu vaatlerini yerine getirmediğini, verdiği sözleri tutmadığını söyledi.
Hal böyle iken bu konunun yerel basında haber olmadığını, gazetecilerin bunları gündeme getirmediğini söyledi.
Bunları yapmadığı halde yerel basında eleştirilmediğini söyledi.
Bu söylemiyle de haber oldu ulusal basında.
Peki, Beşikdüzü Belediye Başkanı’nın bu sözleri bir Türkiye gerçeği miydi yoksa!
Herkes okuduğu gazeteye ve seyrettiği televizyona bir kere daha baksın.
Milletvekillerinin ve ya hükümetin söz verip de ne kadarını yaptığına ne kadarını yapmadığına ve bunların gazetelerde, televizyonlarda ne kadar eleştirildiğine bir kere daha baksın. Yerel yöneticilerin de vaatlerini ne kadar yerine getirdiğine baksın.
Ve yapılmayan hizmetlerin, yerine getirilmeyen sözlerin medyada ne kadar yer bulduğuna baksın. Orhan Bıçakcıoğlu haklı mı yoksa?
Buraya kadar madalyonun bir yüzünü gördük, bir de diğer yüzü olmalı!
Bir de gazeteci arkadaşlarımızın neden yazamadığına bakmalı değil mi?
Son yılların bu alanda en akılda kalan söylemi nedir diye sorsam aynı anlama çıkan iki kavramı hemen hatırlarsınız. Olumlu haber veya pozitif habercilik…
Haberin de olumlusu olur mu demeyin!
Bu türün ana felsefesi şu: Olaylara hep olumlu yönden bakacaksınız. Bardağın dolu tarafına yoğunlaşacaksınız. İlçemizin ilimizin ve hatta ülkemizin görünümünü olumsuz etkileyecek haberler yapılmayacak.
Mesela, döviz fiyatları yükseliyor mu? Ya hiç haber yapılmayacak ya da olabildiğince yumuşatılacak. Yoksa Türkiye’nin imajını zedelersiniz ve yabancı sermaye ülkemize yatırım yapmaz. Diyelim ki terör olayları mı yaşanıyor, haber yaparsanız turistleri kaçırırsınız!
Eski valimizin söylemini hatırlıyor olmalısınız: Yol olmadığı için ilkel bir teleferikle taşınan cenaze haberini yorumlarken; “O haberden alacağın parayı ben verseydim de o haberi yapmasaydın” diye sitem etmişti gazeteci arkadaşlımıza.
İşte olumlu haberi tanımlayan bir yaklaşım!
Hep olumlu şeyler yazacaksınız, hep iyilik haberleri vereceksiniz; dışarıdan bakan da kıskanacak bizi!
Bu bakışın ülkemize ne kadar hâkim olduğunu bilmeyen var mı?
Daha da hâkim olacağından kuşku duymayan var mı?
Yaptığınız haberciliğin ve gazeteciliğin terörist bir eylem olarak tanımlanmayacağından emin misiniz? Bu tanımın hangi ölçütlerde yapıldığını bilen var mı?
Buna kim ve nasıl karar veriyor, kriterini izah edecek birileri var mı? Öyleyse bu tartışma daha uzun yıllar devam edecek gibi görünüyor. Yazabilirsin veya yazamazsın!…
Hal böyle olunca da yazılanlarla yeteceğiz bir süre daha!

Facebook Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin