whatsapp

SOYKIRIMI İFTİRASI ÜZERİNE (1)

SOYKIRIMI İFTİRASI ÜZERİNE (1)

Zaman zaman IMC televizyonuna göz atarız. Bu televizyon da birçok televizyon gibi, Türklüğe bolca hakaret yağdıranlara ekranlarını cömertçe açan Kürtçü bir kanaldır. 8 Nisan gecesi, eski İstanbul İnsan Hakları Derneği Başkanı Av. Eren Keskin’i bu kanalda, ‘sabrımızı zorlayarak’, bir müddet dinledik. Konu Ermeni Soykırımı iftiraları idi. Meğer neler yapmışız! Yalnız ne var ki, hakkını teslim etmek durumundayız; bugüne kadar pek dile getirilmeyen, Tehcir konvoylarına saldıran Kürt çetelerinin katliam ve yağmalarını da dile getirdi. Türk aydınları, bunu bildikleri hâlde, Kürt kardeşlerimiz incinmesinler diye bundan söz etmezler. Hâlbuki, savaş sebebiyle, cephe gerisinde çok az bir jandarma kuvveti bulunduğu için, bu konvoyların güvenlikleri yeteri kadar sağlanamamış ve Kürt çetelerinin yağma ve katliamları önlenememiştir. Bu yüzden 1916 yılında, yüzlerce idarecinin yargılandığı, 67 kişinin idam edildiği de bilinmelidir. Soykırımı yapan bir devlet böyle bir şey yapar mı?
Av. Eren Keskin’den, ‘Soykırımın’ 100. Yılı münasebetiyle, 24 Nisan’da, yurtdışından gelecek Ermeni diasporası ile Diyarbakır İnsan Hakları Derneği’nin, Diyarbakır’da geniş kapsamlı bir toplantı düzenleyeceklerini de öğrendik! Diyarbakır’da Türk Devleti’ne “Ermeni Soykırımını Tanı!” diye sesleneceklermiş! Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de bu ‘Soykırımı’ toplantılarına ‘devlet kesesinden’ destek veriyormuş!
Ermeni Soykırımı iftirasını, bu ülkenin gayri millî, vatan sevgisi nedir bilmeyen aydınlarının ve Batı dünyasının bu boyutlarda sahiplenmesi, Devletimize karşı yürütülmekte olan Küresel Operasyonun sadece bir boyutudur. PKK hâinliği de bunun bir başka boyutudur.
Ne yazık ki, iktidar ve Ana Muhalefet de bu konuda, izahı oldukça güç bir zaaf içinde görülmektedir! Soykırımı yaptığımızı iddia eden, Etyen Mahçupyan’ın Başbakanın Başdanışmanı olarak görevlendirilmesi; Ermeni asıllı Markar Esayan’ın AKP’den milletvekili listesine konulması; CHP’nin de, aynı anlayıştaki Ermeni asıllı vatandaşımız Selina Doğan’ı İstanbul’da liste başı yapması ve buna karşılık, Iğdır 2. sıra milletvekili adayı, Ermeni Soykırımı iddialarına karşı mücadele eden bir derneğin başkanı olan Göksel Güley’i listeden çıkarmasını başka nasıl izah edebiliriz?
Aklımıza Ermeni Tehcirinden sorumlu tutularak, Nemrut Mustafa’nın başkanı olduğu Divan-ı Harp tarafından, yalancı şahitlerin ifadeleri ile, Ermeni katliamından sorumlu tutularak idama mahkûm edilen ve 10 Nisan 1919’da asılan, Atatürk’ün “Milî Şehidimiz” ilân ettiği Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in son sözleri geliyor: “Ecnebî devletlere yaranmak için beni asıyorlar!”
Ne yazık ki, bugün de, ecnebî devletlere yaranmak için Ermeni Soykırımı iftiralarını atanlar baş tacı ediliyor!
Batı’nın hoşuna gidecek tavırlar içine girdikçe, bizi içlerine alacaklarını zannetmek nasıl bir gaflettir? Hâlbuki, böyle yaparak itibarımızı iyice sıfırlıyoruz! Bize ancak dik durduğumuz zaman itibar edeceklerini ne zaman öğreneceğiz? Batı’nın burnunu sürten Atatürk’e, Batı’nın nasıl itibar ettiğini hatırlayamamak ne acı!
İktidar ve ana muhalefet, Soykırımı iftiraları konusunda bu duyarsızlığı sergilerken, Batı’nın bu konudaki tavrını nasıl eleştirebilirler?
Atatürk’ün kast edildiği, “Olmasaydı da olurduk” sözünü, dergisinin kapağında yayınlayan bir zavallı da, AKP’den Afyon 2. sıradan milletvekili adayı yapılmış!
Bu Kutsal Devletin Kutlu Kurucusuna hakaret edenler artık ödüllendiriliyor!
Bundan yıllarca önce, Atina Üniversitesi’nde görevli Dr. Megalommatis’in başına gelenleri hatırlatmak isteriz. Helenizm, Antik Yunan’a hayran Batılı aydınların, kendi hayallerinde gerçekleştirdikleri bir kavramdır. Günümüzde Yunanistan’da yaşayanların ne kadar Antik Atina ile ilgisi olduğu ise belli değildir. İşte, Dr. Megalammotis de, Helenizm’in Batılı aydınların yarattığı bir kavram olduğuna işaret etmek amacıyla, “Helenizm yoktur, oryantalizm vardır” demiş! Sen misin bunu diyen! Adamcağız önce Atina üniversitesinden kovulur, sonra da evini barkını satıp, ülkesini terk etmek zorunda kalır!
Yunanistan’da işte böyle bir devlet var!
1915’teki Ermeni tehcirinin bir ‘Soykırımı’ olduğunu savunan Prof. Halil Berktay’a, “Bu konuda bir belgeye sahip misiniz?” diye sorulduğunda, şu cevabı vermişti: “Soykırımı yapıldığını duymuştum!” Bu ‘Muhterem zat’ bir üniversitemizde öğretim üyesidir!
Siz gidin, Ermenistan’ın başkentinde, “Ermeni Soykırımı olmamıştır” diye bir söz sarf edin; bakalım başınıza neler gelir! Fakat artık, ‘Devlet Aklı’nın kalmadığı bu ülkede, Türklüğe yapılan saldırılar, ‘Demokratik gelişmişliğin bir ölçütü olarak’ kabul edilmektedir! 24 Eylül 2005 tarihinde Bilgi Üniversitesi’nde, 1915’teki Ermeni Tehcirinin tartışıldığı bir konferansı hatırlıyoruz. “Soykırımı bir Ermeni yalanıdır” görüşünde olanlara, bu ‘Demokratik’ toplantıya katılarak düşüncelerini açıklamak imkânı tanınmamıştı! Konferansa katılan eski SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, Türkiye’de düşünce özgürlüğü olduğundan ve herkesin bu çerçevede düşüncesini özgürce açıklayabilmesi gerektiğinden söz ederek konferansı savunmuş; âdeta Ermeni diasporası gibi hareket eden Türkiyeli aydınlar, Türkiye’nin tarihi ile yüzleşmesini, yani Soykırımı kabul etmesini istemişlerdi! Geçen yıl da, sayın Erdoğan, Ermenistan’ın, soykırımı anma günü ilân ettiği 24 Nisan’da, Ermenistan’a bir taziye mesajı göndermişti!
1914-1918 yılları arasında Ermeniler 500 binin üzerinde Türk vatandaşını katlettiler. Ne var ki, Türk Milletinin yaşadığı acılar, ‘Türkiyeli’ aydınların ve insan hakları konusunda ‘çok duyarlı olan’ Batılı ‘dostların’ umurlarında bile değildir. Türk Milleti’ne ‘Soykırımcı’ iftiraları atan bu ‘Türkiyeliler’ hakkında, Cumhuriyet Savcılarımızın ne zaman harekete geçeceklerini merak ediyoruz!
Ellerinde hiçbir kanıt olmadığı hâlde, bu millete ‘Soykırımcı’ iftirası atanları cezalandıracak bir kanun mutlaka çıkarılmalıdır. ‘Bu gayrî medenî bir davranış olur?’ diyenlere, Batılı birçok ‘Medenî’ devletin, parlamentolarında, Türkiye’yi ‘Soykırımı’ yapmakla suçlayan kararlar aldıklarını; hattâ bazı ülkelerin de, ‘Soykırımı İnkârı’ cezalandıran kanunlar çıkardıklarını hatırlatmak isteriz! Amerika’da Soykırımı yapıldığını kabul etmeyen sadece birkaç eyalet kaldı ve okullarındaki tarih kitaplarında, ‘Türklerin yaptığı Soykırımı’ anlatılıyor!
Papa Hazretleri de, “Ermenilere Soykırımı yaptığınızı kabul edin” diye buyurdu! Ya, Avrupa Parlamentosu’nun şu rezil kararına ne diyelim? AİHM’nin “Siyasetçiler tarihî olayları yargılayamazlar” ve 1921’de, Malta’da Türkleri yargılayan İngiliz Yargıçlarının “Soykırımı izine rastlanılamamıştır” kararlarına rağmen, ‘Soykırımı Kabul Edin’ diye bir karar alabiliyorlar! Bizim tarihimizde soykırımı yoktur, Fakat, tarih bilmez aydınların taptıkları bu Avrupalı devletlerin tamamı Soykırımı ile sabıkalıdır.
Avrupa Parlamentosu kararı çok ağır bir şekilde eleştirildi! Zaten hep böyle yapıyorlar! Batı da bildiğini okumakta devam ediyor! Çünkü biliyorlar bizdeki Batı aşkının derinliğini; Batı’dan kopmamızın mümkün olmadığını. O zaman da bütün bu tepkilerin sabun köpüğünden farkı kalmıyor!
Peki, bu durumlara nasıl düştük?
Atatürk Büyük Zafer’den sonra şu uyarıyı yapmıştı: “Emperyalizm bizi affeder mi? Yüz yıllık emeğinin ürünü Sevr’i ve Üçlü Anlaşma’yı tarihe gömdük. Hevesi kursağında kaldı. Affetmez! Onun için gözümüzü daima dört açmalı ve çok çalışmalıyız. Tarihimizi iyi bilmeli, bağımsızlık bilincini güçlendirmeliyiz!”
Ne yazık ki, O büyük insanın ölümünden sonra, bunun tam aksini yaptılar! Bu milleti Batı’ya kul ettiler! Batı ittifakı içinde, Millî Hassasiyetimizi tümüyle yitirdik! Sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Türk Milletine ve Devletimize yöneltilen bu alçakça saldırıları yapanlara hadlerini bildirecek Millî Duruşa sahip bir Devletimiz artık yok! 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi törenleri için Dışişlerimizin bastırdığı bir broşüre ‘SEHVEN’, Erivan’daki ‘Soykırımı Anıtı’nın resminin konulduğunu hatırlatalım! İşte böyle bir devlete sahibiz!
Türk Milletini, dünyaya karşı savunmak Türk Aydınlarına düşüyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM