Rabia Naz Türkiye'nin gündeminde - Giresun Haberci

Rabia Naz Türkiye’nin gündeminde

Rabia Naz Türkiye’nin gündeminde

Giresun’un Eynesil ilçesinde bir grup kadın, ilçede geçen yıl yaşanan olayda hayatını kaybeden 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın ölümüyle ilgili ailesinin de katılımıyla basın açıklaması yaptı.

Eynesil ilçe meydanında bir araya gelen kadın meclisleri üyesi kadınlar, vatandaşlar ile baba Şaban ve anne Atika Vatan, taşıdıkları pankart ve fotoğraflarla Rabia Naz Vatan’ın ölümünün aydınlatılmasını istedi.

Baba Şaban Vatan, bugün Rabia Naz Vatan’ı defnettikleri günün yıl dönümü olduğunu söyledi.

Dün ise Rabia Naz’ın yaşama veda ettiği gün olduğunu belirten Vatan, “O mutluluk dolu 11 yaşındaki çocuk, dün arkadaşlarına gözyaşı bıraktı. Dün arkadaşları gözyaşları içindeydi. Dün arkadaşları hazırlık yapmış, mektuplar hazırlamışlar. Rabia Naz’a mektuplar yazmışlar.” ifadelerini kullandı.

“11 yaşındaki çocuğun arkasını arayan babasına 12 ayı zehir ettiniz.” diyen Vatan, şöyle devam etti:

“Ardından bu kişiye akıl hastası mührü vurdurdunuz. Yazıktır. Ben bunu kabul etmiyorum. Önce o mührü kendinize vurdurun. Düşünebiliyor musunuz, 12 ay bir baba uyku uyumadı. Acaba bir baba olarak kaç ay dayanabilirsiniz bir çocuğunuzun rahatsızlığına? Bir ay, iki ay dayanabilir misiniz?”

Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) soruşturmadaki inceleme kararına değinen Vatan, “Dün HSK’nin teftiş çıkartması bizim için önemli bir durumdur. Evet, biz aylarca bu durumun mücadelesini vermeye çalıştık. Geç de olsa bir adım atılması, bir vatandaş olarak devletimizin bize sahip çıkma elini attığını hissetmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün Rabia Naz ile ilgili açıklamalarına da değinen Vatan, “Sayın Adalet Bakanımız dün güzel adımlar attı. Yazmış olduğu, sosyal medyaya bildirmiş olduğu yayınlarını okuduk, memnuniyet duyduk. Temennimiz inşallah Rabia Naz’ın arkasındaki faillerini bana getirirler.” değerlendirmesinde bulundu.

“11 yaşındaki çocuk niye intihar etsin?” diye soran Vatan, şunları kaydetti:

“Bu çocuğun annesi mi öldü? Bu çocuğun babası mı öldü? Hani, çocuk fikriyle, ‘Annem gitti de ben de ona gideyim’ düşüncesi mi var? O çocuğun annesinin yanından ayrılma mesafesi, ev mesafesi 700 metre neredeyse. 700 metre boyunca bu çocuk kameralarda görünüyor. Tek başına sakin sakin gidiyor. ‘Terastan aşağı atlıyor’ deniliyor. Siz bu zihniyetle, bu düşünceyle kendinizi gidin oradan aşağı atın, bakalım sonuç ne oluyor? Bakalım siz nasıl bir halde oluyorsunuz? 4,30’luk verandayı nasıl aşacaksınız?”

Sivil toplum kuruluşları, yardımcı olmak isteyenler ve devletin yönetici kesimiyle bir çatı olduklarını vurgulayan Vatan, “Hepimiz beraber bir çatı olduk, hepimiz beraber adalet arıyoruz. Hepimiz beraber bir sonuca gitmek istiyoruz. Hangi olayda böyle bir durum olmuştu? Herkes tek yumruk oldu, herkes sonuç istiyor. Sabırla istiyor ve lütfen sayın yetkililerimiz, bunun bir an önce faillerini istiyoruz.” dedi.

Şaban Vatan, ruh ve sinir hastalıkları hastanesine sevk edilmesi kararıyla ilgili de “aile şikayeti” üzerine böyle bir durumun söz konusu olduğunu bildirerek, şikayette bulunan kardeşi Muhammet Vatan’ın menfaati ve çıkarı doğrultusunda birtakım yerlerle iş birliği yapmış olabileceğini savundu.

“Kızımın davasında, kızımın adaletinde eğer benim dahi şu kadar bir suçum varsa bana hesabı sorulsun” diyen Vatan, tek isteğinin kızının ölüm nedeninin ortaya çıkması olduğunu sözlerine ekledi.

– “Bilgi kirliliği oluşturmak istemiyoruz”

Şaban Vatan’ın avukatı Emel Bodur Kılıç ise çocuğunun başına ne geldiğini araştıran bir babanın “deli” damgası yemeyi dahi göze aldığını belirterek, “Dün gelişen açıklamalar, gelişmeler, maalesef ki bizim aylardan beri taleplerimiz doğrultusunda yapılan ilk adımlardır.” ifadesini kullandı.

Bilgi kirliliği oluşturmak istemediğine işaret eden Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En önemlisi, şu dosyada defalarca rapor alınmadı. Dosyada Trabzon Adli Tıp Kurumunun bir raporu var, otopsi raporudur. Paralel etkene bağlı genel bedensel travma olarak belirlenmiştir. Ayrıca keşif sonrası alınmış olan rapordur. Keşfimiz eylül ayında yapılmıştır. Biz keşiften önce dosyanın Adli Tıp İhtisas Kurumuna gönderilmesini istedik. Yani keşifte zaten çocuğun başına ne geldiğine ilişkin adli tıp uzmanı bulunmadığından… Maalesef adli tıp kurumu uzmanı, savcı hanımla birlikte keşif yerinden ayrılmış, bir yerlere gitmiştir. Nereye gittiğini bilmiyorum, bunu gören tanıklar da vardır. Şimdi HSK’den müfettiş geldi. Bununla ilgili bize bir soru sorulursa tanıklarımla bu durumu açıklayacağız.”

Kılıç, dosyada 50-60 kişinin ifadesinin alındığıyla ilgili beyan olduğunu dile getirerek, “Maalesef dosyada 50-60 kişinin ifadesi alınmadı. Olumlu gelişmeler neticesinde sadece 5-10 kişinin ifadesi alındı ama soruşturma aylar sonra yeni başladığı, taleplerimiz henüz değerlendirilmeye başladığı için bu sayının artacağını ümit ediyoruz.” diye konuştu.

Çocuğun çatıya hiçbir zaman çıkmadığını ifade eden Kılıç, “Neden çıkmadı biliyor musunuz? Çünkü o kapı kapalıydı, apartmanın giriş kapısı kapalıydı. Otomatik zil bozuktu. Çocuğun anahtarı yoktu. O kapıdan o çocuğun çatıya çıkabilmesi için kapının biri tarafından açılması gerekiyor. Hadi çocuk bir şekilde açtı. O anda, yenge Güler Vatan merdiven sildiğini beyan etti, çatıya çıkan çocuğu Güler Vatan görürdü.” dedi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM