Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

6 Şubat Depremlerinin 3. Yılında: Riskler Biliniyor, Önlem Alınmıyor!

6 Şubat depremlerinin 3. yılında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Giresun Temsilcisi Mehmet Halit Şensoy imzalı basın açıklamasında, Türkiye’nin deprem gerçeğinin “öngörülebilir ve etkileri azaltılabilir” olduğuna dikkat çekilerek, risklerin bilindiği halde bütüncül önlemlerin alınmadığı vurgulandı.

6 Şubat depremlerinin 3. yılında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO)

Açıklamada, kayıplar anılırken, yapı stoku, imar afları, kentsel dönüşümün rant odaklı yürütülmesi ve toplanma alanları gibi başlıklarda kritik uyarılar yer aldı.

DEPREM GERÇEĞİ: “BEKLENMEDİK” DEĞİL, ÖNGÖRÜLEBİLİR

Açıklamada, depremin “beklenmedik bir doğa olayı” olmadığı; yıkımın büyüklüğünün depremin şiddetinden çok yapı üretimi kalitesi, denetim ve risk azaltma politikalarıyla ilişkili olduğu belirtildi. Aynı büyüklükte depremlerin farklı ülkelerde aynı ölçekte can kaybı ve yıkıma yol açmamasının, sorunun doğadan ziyade insan eliyle oluşturulan zaaflara işaret ettiği ifade edildi.

BALIKESİR VE MARMARA ÖRNEKLERİYLE “HAZIRLIK” ELEŞTİRİSİ

Metinde, Balıkesir Sındırgı’da 2025’te meydana geldiği belirtilen 6,1 ve 6 büyüklüğündeki depremler sonrası yüzlerce binada ağır hasar/yıkım tespiti yapıldığı aktarılırken; 23 Nisan’da Silivri açıklarında olduğu belirtilen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanları ve acil ulaşım yollarındaki yetersizliklerin kaygıları artırdığına dikkat çekildi.

TÜRKİYE’DE YAPI STOKU ALARMI VE İMAR AFLARI

Açıklamada, yapı stokunun önemli bölümünün hâlâ yüksek deprem riski taşıdığı, özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen binaların hasar görebilirliğinin yüksek olduğu vurgulandı. Son 25 yılda çıkarılan imar affı düzenlemeleriyle mevzuata aykırı yapıların “kâğıt üzerinde yasallaştırıldığı” eleştirisi de metinde yer aldı.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ELEŞTİRİSİ: RİSK TEMELLİ DEĞİL, PARSEL BAZLI

İMO açıklamasında, yaklaşık 13 yıldır yürütülen kentsel dönüşüm uygulamalarının çoğu zaman arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere sıkıştığı; oysa dönüşümün zemin özellikleri, nüfus yoğunluğu, ulaşım altyapısı ve toplanma alanlarıyla birlikte ele alınması gereken kamusal bir planlama meselesi olduğu kaydedildi. Dar gelirli yurttaşların yaşadığı bölgelerde dönüşümün ya başlamadığı ya da sürdürülebilir ilerlemediği de vurgulandı.

DEPREM TOPLANMA ALANLARI VE ALTYAPI UYARISI

Açıklamada, toplanma alanlarının sayısının yetersiz olduğu; bazı alanların imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığına yönelik değerlendirmeler aktarılırken, “insanların nereye gideceğini bilmediği” bir kent düzeninin depremin kendisi kadar tehlikeli olduğu ifade edildi. Toplanma alanlarının yalnızca boş bir yer olmadığı; geçici barınma, su, elektrik, ısınma, duş ve tuvalet gibi ihtiyaçları karşılayacak altyapıya sahip geniş alanlar olması gerektiği vurgulandı.

6 ŞUBAT SONRASI KONUT VAATLERİ VE SAHADAKİ SORUNLAR

Metinde, depremlerden etkilenen bölgelerde barınma, sağlık, eğitim ve altyapı sorunlarının tamamen çözülemediği; yeniden inşanın sadece bina yapımıyla sınırlı tutulmasının kentlerin sosyal, ekonomik ve kültürel dokusunu göz ardı ettiği belirtildi. Ayrıca açıklamada, deprem sonrası 650 bin konut teslim vaadi hatırlatılarak, 3. yıl sonunda 455 bin bağımsız bölümün teslim edildiğinin belirtildiği ifade edildi.

İMO’DAN ÇAĞRI: “AFETLER KADER DEĞİL”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, “afetler kader değildir” vurgusuyla; ülke çapında güncel ve şeffaf yapı envanteri oluşturulması, dönüşümün rant odaklı değil risk temelli kamu politikası olarak yürütülmesi, proje-imalat-denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz uygulanabilmesi için yasal düzenleme ve sıkı denetim çağrısı yaptı. Açıklama, “Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün yeni felaketlerin zeminini hazırlar” mesajıyla tamamlandı.