• DOLAR
    7,8806
  • EURO
    9,3452
  • ALTIN
    465,27
  • BIST
    10,5135

Şaban Karakaya
Şaban Karakaya
sabankarakaya@giresunhaberci.com
Köyde kış için yapılan hazırlıklar sorumluluğu bitemeyen kadınlar
  • 0
  • 276
  • 20 Ekim 2020 Salı
  • +
  • -

Şairin dediği gibi;
Bizim kadınlarımız,
Anamız,
Avradımız,
Ve yarimiz…
Gecikmeli de olsa;
Canı gönülden merhaba dostlar,
Merhaba canlar…
Sizlerinde çok iyi bildiği gibi;
Sonbahar mevsimi bereket mevsimidir…
Yani kısacası;
Kış hazırlıklarının yapıldığı bir süreçtir…
Ancak bu ‘kış hazırlıkları’ yöreden-yöreye. bölgeden bölgeye değişir.
Yani yapılan ‘kış hazırlıkları’ o yörenin üretim biçimine göredir.
Onun için ben bizim bölgenin kış hazırlıklarından söz edeceğim.
Efendim;
Günümüzde köylerde yapılan ‘kış hazırlıkları’ da üç-aşağı, beş yukarı eskiden olduğu gibidir diye tahmin ediyorum ama…
Ben (aklımda kaldığı kadarıyla) eski ‘kış hazırlıklarını’ anlatmaya çalışacağım..
Sizler hangi mevsimi çok seversiniz onu bilemem ama…
Ben, iki mevsimi daha çok seviyorum…
Birisi; İlkbahar…
Birisi de; Sonbahar…
Ancak her ikisi arasında da mutlaka bir tercih yapacak olursam…
Niyedir bilmem ama; Sonbahar mevsimi biraz daha ağır basıyor..
Kim bilir;
Belki insanların bir yerden-bir yere koşuşturması ilgimi çekiyor…
Belki de bu mevsimin ürünlerinin tadı bir başka güzel oluyor…
Her neyse…
Kim bilir, belkide daha çok kadınların oradan-oraya canhıraş bir şekilde koşuşturmaları…
Bazen uzaktan uzağa;
“Gız, Emineeeee huuu!” seslenmeleri…
Bazen komşusunun kapısından geçerken ve komşusunun fırın yaktığını görünce;
“Golay gelsin gız bacım”
“Fırına mısır mı koyacaksın, fasile mi?”
Fırının ateşini harlayan ve kan-ter içinde kalan kadının;
“Gız anam bacım hangi birisine bakacağımı bende şaşırdım vallaha. Hepsi üst-üste geldi… Bu yaktığım fırına mısır koyacağız. Bundan sonra da sıra ile artık fasulye mi kuruturuz, yoksa armut kurusu mu olur? onu Allah bilir.”
Gerçekten de dediği gibidir…
Güz mevsimi geldi mi; hangi işin peşinden koşacağını şaşırır köyde kadınlar…
Nasıl şaşırmasın birader?
Evde aş pişecek ona bakıyor…
Ahırdaki ineklere yal yapılacak ona bakıyor..
İnekler sağılacak ona bakıyor…
Kenarda kirli çamaşırlar iyice birikti ona bakıyor…
Yunup-yıkanacak ve kuruması için asılacak ona bakıyor…
Herkes pekmezini kaynatıp, kaldıracağı yere kaldırdı…
O hala eli-varıp da bir türlü kazanını kuramadı kapıya!…
Yani kısaca ve hızlandırarak sıralayıp sayacak olursak;
Daha fasulye turşusu kurulacak…
Armut ve elma reçeli yapılacak…
Daha kabaklar ince-ince dilimlenip, dallara dizilip kurutulacak…
Eğer eli-yeter ve yetiştirebilirse azda olsa konserve gibi şeyler yapacak…
Vesaire, vesaire…
Köy yerinde iş bitmiyor ki bacım!…
Şimdide aynı koşuşturmalar var mıdır, yok mudur onu bilemem ama…
Bir zamanlar bu yörede hangi köye gidersen git; aynı manzaralarla karşılaşılırdı…
Yani buna birazda ironi ve kara mizah tadı katacak olursak;
Karadeniz kadınlarının kaderi karaydı…
Belki Karadeniz’in kara-yeli karartmıştı!
Belki de ‘kaderleri’ doğuştan karaydı!
Her neyse…
İçinizde belki farklı düşünenlerde vardır…
Ben bu ‘güz’ veya ‘kışa hazırlık’ sohbetimizi yavaş-yavaş özetleyip sonlandıracak olursak…
Eskiden bizim çocukluğumuzda..
Gençliğimizde…
Köylerde öğretmenlik yaptığımız günlerde…
Ve sonbahar mevsiminde;
Köylerin bereketliliği ve hareketliliği bir başka güzel olurdu…
Birbirinden farklı meyveler toplanır bir yandan…
Mısır tarlalarında türkülerle mısırlar biçilir…
Toprağın altından patatesler sökülüp çıkarılır…
Kışın yakılacak odunlar bahçeden veya ormandan taşınarak bir yere yığılır…
Vesaire, vesaire…
Bugün köylerimizde aynı devinim var mıdır-yok mudur? bilemem…
Daha doğrusu da olduğunu da pek sanmıyorum…
Ve neden böyle düşünüyorum?
“Çünkü” diyorum;
Köylerde eskiden olduğu gibi adam kalmadı…
Eskiden olduğu gibi her evin önünde tarla falanda yok…
Çünkü tarlalar hep fındık bahçesine dönüştürüldü…
İşin en ilginç ve düşündürücü yanıysa şurası;
Bugün köyde yaşayanlar üretimden uzaklaştırılıp ve tüketim kültürünün içerisine sokuldu…
Yani demem o ki;
Bugün köyde yaşayanlar, eskiden olduğu gibi daha öyle tarla falan ekip-dikmiyor…
Yiyeceğini-içeceğini çarşıdan satın alıp götürüyor…
Yani eskiden olduğu gibi artık köyde ekmek pişirmiyor…
Taze yumurta yemek için tavuk yetiştirmiyor…
Sabahları taze süt içmek için veya kaymaklı yoğurt yemek için inek filan beslemiyor…
Öyle eskiden olduğu gibi odunla-çalıyla ocak falan yakmıyor…
Yemeğini pişirmek için çarşıdan tüp satın alıp köye götürüyor…
Vay be…
Konuya nasıl başladık, nereye taşıdık…
Kusura bakmayın;
Köyde ‘kış hazırlıkları’ konusunda galiba biraz fazla abarttık…
En iyisi burada keselim…
Sözü size verelim…
Buyurun…
Şimdi söz sırası sizin…
İster geriye özlem duyun;
İsterseniz sizde benim gibi nostalji tüneline giriniz…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM