• DOLAR
    7,9898
  • EURO
    9,5078
  • ALTIN
    464,84
  • BIST
    10,7134

Şaban Karakaya
Şaban Karakaya
sabankarakaya@giresunhaberci.com
Boykot yapmaya yapalım, Fransız ürünleri kullanmayalım
  • 0
  • 320
  • 30 Ekim 2020 Cuma
  • +
  • -

Yapalım yapmayı da…
Hangi birisine boykot yapacağız birader?
Ülkenizde 524 Fransız sermayeli şirket varsa…
Yiyeceğinizden-giyeceğinize..
Sağlığınızdan- eğitiminize…
Gündelik yaşantınızdaki bütün gereksinimlerinize…
Kısacası; her gittiğiniz yerde karşınıza Fransız ürünleri çıkıyorsa;
Bunların hangi birisini boykot edeceksin?
Örneğin;
Ziraat Bankasının Başak Emekliliğin yüzde-41’lik hissesi Fransa’nın en büyük ikinci sigorta şirketi olan Groupama’ya aitmiş…
Şimdi kalkıp da; emeklilik sigortamızın pirimini yatırmayalım mı?
Yoksa ‘boykot ederek’ içerideki birikmiş mevduatımızı mı yakalım?
Ülkemizde faaliyet gösteren bazı önemli bankaların hissedarı, yani ortağı Fransızlara ait…
Şimdi söyler misiniz bu durumda biz ne yapalım?
İçeride paramız varsa çekip alalım mı?
Veya da söz konusu bankaya borcumuz varsa; yatırmayalım mı?
Hani bu da bir boykot biçimi de onun için bu soruları soruyoruz…
Yok eğer;
“Bundan sonra Fransız imalatı olan arabaları satın almayacaksınız” diye bir çağrıda bulunuyorsanız;
Vallahi bizler onların o ihtişamlı ve trilyonluk arabalarını değil satın almak; yanına yaklaşamıyoruz..
Fransızların imal ettiği ve bizim markasını bile söylemeye dilimizin dönmediği o lüks arabalara sizler biniyorsunuz…
Hatta makam araçlarınızı ya Almanların imal ettiği, yada Fransa’nın imal ettiği arabalardan alıp biniyorsunuz…
Ve arabalarınız depolarını da yine onlara ait olan Total Oil Benzin İstasyonundan dolduruyorsunuz…
Gerçi bizlerde arabamıza yakıt almak için hisse payı en çok olan Fransızların bu ‘Benzin İstasyonuna’ uğruyoruz ama benzin almak için değil…
Biraz daha ucuz olduğu için LPG almak için uğruyoruz…
Ve arada-sırada da madeni yağ alıyoruz…
Her neyse…
Ülkemiz toprakları üzerinde yüzlerce işletmesi olan Fransızların ürettiği her ürünün üzerinde yorum yapmak yerine…
Hızlandırarak sayacak olursak;
Giyim eşyalarımızın birçoğunu ve aksesuarları, tekstil elyafı ve mamullerinin birçoğu Fransız patentli…
Kullandığımız makine aksamlı cihazlar ve haberleşme ses kayıtları cihazları Fransız markası taşıyor…
Hormonlu vitaminler, antibiyotikler ve sağlımız için kullandığımız ilaçlar…
Kısacası; eczanelerimizde bulunan ilaç ve tıbbi malzemelerin çoğu Fransız imalatı…
Yani demem o ki;
Doktorumuz reçeteye ilaçlarımızı yazdığında; “Fransız imalatımı, değil mi?” diye sormamız gerekiyor mu?
Yani, doktorumuza;
“Bu yazdığınız ilaçlar Fransız menşeli ise; ben bunları boykot ediyorum desek, acaba ayıp olur mu?”
Hele-hele şu kritik günlerde ‘ilaç ithalimiz iyiden-iyeye dibe vurdu’ denildiği günlerde bu ‘boykot’ işi biraz ağır bir eylem biçimi oldu be reis!…
Yani kısaca demem o ki;
Fransız ürünlerini ‘boykot’ yapalım yapmasına da…
Bunun zararı sizleri yine ‘teğet’ geçer, ucu bize dokunur be reis!
Acaba şu virüslü salgın dönemini sağ-salim bir atlatalım da, ondan sonra bu ‘boykot’ işini gündeme getirelim isterseniz reis!
Hani yetmiş yaşını çoktan aşmış birisi olarak ve aşı yokluğundan şu vurdurulması tavsiye edilen ‘grip aşımızı’ (aşı yetersizliğinden dolayı) aşımızı yaptıramıyoruz da onun için bu ricada bulunuyorum be reis!…
Sizlere öneride bulunmak haddimiz değil ama…
İsterseniz gelin bu ‘boykot’ tarihini erteleyelim…
Yani markası bize ait olan atasözümüzle ifade edecek olursak;
“Pireye kızıp, yorganımızı yakmayalım.”
Tamam;
Medeniyeti temsil ettiğini söyleyen bu haddini bilmezler, gemi azıya alıp iyice azıtmışlar…
Ve Müslümanları iş yerlerine, okullara ve evlere saldırmışlar…
Yani kendi inançlarının dışındakilere hakarette bulunmuşlar…
Affet gitsin…
Büyüklük sizde kalsın be reis!
Ha, illada;
“İnadım inat, yola girdik bir kere daha geri dönemeyiz”
Ve illada ‘bu boykotu yapacağız arkadaş” diyorsanız eğer;
O zaman bu ‘boykot’ işine şuradan başlayalım derim…
Örneğin;
Öncelikle en üst düzeyde görev yapanlar Fransızların lüks makam araçlarına binmekten vazgeçecek…
Canı sıkılınca; çoluğunu-çocuğunu Fransızların uçaklarına binip, Paris’e akşam yemeğine veya çay içmeye gidilmezse, yapılmak istenen boykot daha etkili olur diye düşünüyorum…
Örneğin;
Sahiden Fransız ürünlerini ‘boykot’ edeceksek, ülkenin dört-bir yanını örümcek ağı gibi saran ( Sabancıyla da ortak olan) ve gündelik perakende satışlarda rekor kıran CARREFOUR devasa satış merkezleri kapatılmalı…
Yani bataklık kurutulmalı…
Meydan birazda yerli esnafa bırakılmalı…
Öyle değil mi ama?
İşte o zaman amacına ulaşır yaptığımız boykot…
Yani önce baştakiler öncelik ederse ‘boykota’ gerisi zaten gelir…
Yetir ki; öncülük edenler, öncülük etmesini bilsin…
Bu duygularla;
Hoş kalın,
Hoşça kalın,
Sağlıkla kalın diyorum…
En önemlisi de;
Bu konuda sizlerin düşüncesini de çok merek ediyorum..

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM