İyi hikayelerin mumla aranır olduğu ülkemizde, doğa bize ders verircesine aklımızın sınırlarını zorlayan hikayeler yaratıyor. Bunların en dokunaklılarından biri, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Köyü’nde yaşanan gerçek bir dostluk öyküsü: Balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leylek arasındaki 15 yılı aşkın sadık buluşma.
Her şey 2010 yılının Mart ayında, Uluabat Gölü’nün sisli sabahlarından birinde başladı. Emekli olup köyüne yerleşen Adem Yılmaz, her zamanki gibi gün doğmadan kayığına binip, balık tutmaya çıkar. O sabah sandalına iri bir leylek konar. Adem Yılmaz, avladığı balıklardan birini sandalına konan bu leyleğe ikram eder ve leyleğin de bu ikramı kabul etmesiyle yıllarca sürecek dostluğun ateşi yakılır. İşte o gün yakılan bu ateşin sıcaklığı leylekte bir alışkanlığa dönüştü ve her bahar beklendiğini bilircesine Afrika’dan binlerce kilometre uçarak Eskikaraağaç’a geri dönüp Adem Yılmaz’ın kayığına konmaya, misafir olmaya devam ediyor.
Yaren, köyün göl manzaralı yuvasına yerleşiyor, eşini (son yıllarda yanına gelen Nazlı’yı) getiriyor, yavrularını büyütüyor ve en önemlisi: Sabah ezanından sonra Adem Yılmaz’ın kayığına konup birlikte göle açılıyor. Leylek, Adem Yılmaz’ın elinden balık yiyor, bazen omzuna kadar yaklaşıyor. Tam 15 senedir bu ritüel tekrarlanıyor. Bu keyifli ziyaret, beklenenden biraz erken olunca gelenin leyleğin eşi Nazlı olduğu sanıldı. Ancak Adem Yılmaz göle açılınca kayığa konan bu misafir Yaren olduğunu ilan etti. İnsanların bu hikayeyle bu denli ilgilenmesinin asıl nedeni üzerinde durmak gerekir.
Yaren leyleğin her yıl aynı insanı, aynı kayığı, aynı gölü buluyor olması dostluğun ve vefanın ne denli önemli olduğunu gösteriyor bize.
Yaren leyleğin gelişi, köyde “Bahar şimdi geldi işte!” dedirtiyor herkese.
Yaren leylek için Prag Film Festivali’nde “en iyi belgesel” kategorisinde ödül alan bir belgesel çekildi (2019 – yönetmen Burak Doğan Soysal), hatta köy meydanına Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin heykeli dahi dikildi.
Yaren’in tahmini doğum yılı 2007-2008. Yani şu an 18-19 yaşlarında – bir leylek için oldukça olgun ve deneyimli. Eşi Nazlı ile birlikte her yaz 3-4 yavru yetiştiriyor, Ağustos sonu güneye göç ediyorlar. Köy ise artık Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nın Türkiye’deki tek temsilcisi konumunda. Bazen küçük bir balık ikramı, büyük bir hikayeye dönüşebiliyor.
Adem Yılmaz’ın ifadesiyle: “O bana güveniyor, ben ona güveniyorum. Bu kadar basit.” Bu dostluk bize şunu hatırlatıyor: Bağ kurmak için aynı dili konuşmak, aynı türden olmak gerekmiyor. Bazen sadece her bahar aynı kayıkta buluşmak da yetiyor.
Yaren’le nice baharlara…

