Türk sağlık Sen Giresun Şubesinden yapılan yazılı açıklamada sendikal mücadeleyi sürdürdükleri belirtiliyor. Açıklamada özetle şöyle denildi: “Türk Sağlık-Sen olarak sendikal mücadelede yapılması gereken ne varsa, her şeyi yaptık yapmaya da devam edeceğiz. “Biz, sendikal mücadeleyi siyasi iktidarlarla beraber yürümek olarak hiçbir zaman görmedik. Sendikal mücadelenin sarı sendikacılık anlamında bir faaliyet haline gelmesinin ne çalışanlara, ne de o ülkeye bir fayda sağlamayacağını biliyoruz. Bu nedenle Türk Sağlık-Sen olarak hangi siyasi parti iktidar gelirse gelsin, bu doğrularla yola devam edeceğiz.” Son dönemde çalışma hayatı ile ilgili öyle şeyler yaşıyoruz ki, bunların ne olduğunu bütün insanlara anlatmak gibi zorunluluğumuz olduğunu düşünüyorum. Mesela esnek istihdam diye bir çalışma modeli getiriliyor. Özel istihdam büroları kurulacak. Peki bu ne demektir? Amele pazarlarını biliyorsunuz. Bu model adeta amele pazarının modern şekildir. Üye olduğunuz sendika, temel konulardaki haklarınızı savunmuyorsa, o sendikada olmanın bir anlamı olmadığınızı muhataplarınıza ifade edebilmeniz lazım. Temel haklarımız söz konusu olduğunda sendikacılığın gereklerini yerine getirmeyen sendikaların sorgulanması üyelerinin sorumluluğudur. Kamu çalışanları, sürekli pazarlanan insanlar olmaktan kurtulmak durumundadır. Böyle bir sendikacılık anlayışı kabul edilemez. Bu sendikacılık anlayışını Türkiye’nin en entelektüel insanları dediğimiz kamu çalışanlarının kabul etmesi de kabul edilemez. Hepimizin yapması gereken çalışma hayatının problemlerini, ülkemizin milli birlik ve beraberlik ile ilgili problemlerini bütün insanlara anlatmamız lazım.” Meydanı kimseye bırakmayalım.” Yandaş sendikalara “Bakınız bunlar sendika falan değil. Bunlara ’sendika’ demek dahi sendikacılık faaliyeti yapanlara bir hakarettir. Bunların sendikacı olarak anılması, esasında memurlarımız için abesle iştigal olarak görülmesi gerekir. Adamların işi gücü satma, pazarlama, korkutma, ürkütme. Her zaman ifade ediyoruz; sendikal faaliyet çalışanlara huzur ve mutluluk veren bir faaliyet olarak görülmelidir. Asla yapmayız ama eğer biz de bir gün böyle bir duruma düşersek, Allah o günleri bize nasip etmesin. Böyle bir rezilliği sendikacılık olarak görmüyoruz, kabul de etmiyoruz. Bunlara meydanı bırakmayalım. Buna bizim gücümüz tek başına yetmez, hep birlikte yapmamız lazım. Eğriyi, inancımızla ve mücadelemizle düzeltebiliriz”
