• DOLAR
    7,9481
  • EURO
    9,4699
  • ALTIN
    461,00
  • BIST
    10,6487

SEBEP SONUÇ İLİŞKİSİ

SEBEP SONUÇ İLİŞKİSİ

Son günlerde tartıştığımız hemen her konuda sebep ve sonuç ilişkisi kurmadan, nedenleri üzerinde durmadan ortaya çıkan sonuçları konuşuyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz.
Onun için de bir kör dövüşünden öteye gidemiyoruz.
Sebeplerini doğru analiz etmediğimiz bir gelişmenin sonuçlarını sağlıklı olarak değerlendirmemiz mümkün mü?
Gelişmelere bakınca sanırsınız ki her şey bir anda oldu! Gökten zembille indi!
Oysa toplumsal olayların sebeplerini aylar öncesinden, yıllar öncesinden başlayarak değerlendirmek gerekir. O sebepleri ortadan kaldırdığınızda ortaya çıkan sonuçlar da kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Ama biz sadece sonuçları tartışıp sebeplerini görmemezlikten geliyoruz.
Son aylarda, son günlerde tartıştığımız konuların bazılarını hatırlatarak sebeplerine neden kayıtsız kaldığımızı soralım konunun muhataplarına.
Mesela Gezi Parkı olayları; hep bu konuyu ısıtıp ısıtıp önümüze getirenler bunun sebeplerini hiç düşünmüşler midir? Bütün bu gelişmeler bir anda mı oldu? Bugün kimse bunun sebeplerini sorgulamıyor. Sonuç üzerine yazılmadık yazı söylenmedik söz kalmadı ancak asıl sebepleri nedense kimse gündeme getirmiyor.
Sonra öğrenci evleri üzerine tartıştık uzun uzun. Kızlarla erkekler birlikte kalıyorlarmış, ahlaksız ilişkiler yaşanıyormuş, terör örgütleri buralarda yuvalanıyormuş, gürültü ediyorlarmış ve konu komşu rahatsız oluyormuş…
Bu mekânlar kayıt dışıymış, vergi vermiyorlarmış.
Bütün bunlar konuşulurken, yazılırken kimse Türkiye’de üniversite öğrencilerinin barınma sorunlarından söz etmedi. Devlet yurtlarının yetersizliği hiç gündeme gelmedi.
Dershanelerin kapatılması tartışmaları ise tam bir sosyolojik vaka!
Bu tartışmaların getirdiği siyasi gelgitleri görmesek de dershanelerin var oluş nedenlerini hiç sorguladık mı? Dershaneler uzaydan mı geldi? Bir sabah uyandığımızda her yanımızın dershanelerle kuşatıldığını mı gördük?
Dershanelerin bu ülkede bir var oluş nedeni var. Onu ortadan kaldırdığınızda dershaneler kendiliğinden kapanacaktır.
Biraz daha günümüze gelelim. Son günlerin tartışma konusu ise Milli Güvenlik Kurulu Toplantısında alınan bir karar ve bunun bir gazetede yayınlanması.
Milli Güvenlik Kurulu kararından çok neden yayınlandığı konusu damgasını vurdu gündeme… Hangisi önemli? Tartışmalara bakar mısınız? O O’nu mahkemeye veriyor, O da O’na dava açıyor! Tam bir tiyatro!
Yine sonuçlar üzerinde duruluyor. Sebep kaynatılıyor bilerek ya da bilmeyerek.
Ve son olarak da fişleme konusu…
Bu konuyu da aynı gazete yazınca fişlemeden çok yazılması üzerine kıyametler koparıldı. Fişleyenler masum yazanlar hain oldu. Yine sonuç üzerine yorumlar yapıyoruz. Kimse fişlemedik demiyor. Yeni kavramlar türeterek kıyısından kenarından dolanmaya çalışsa da ortaya çıkan sonuç bu defa da sebebin önüne geçiyor.
Oysa o fişlemeler yapılmasaydı bu sonuçlar ortaya çıkmazdı.
Bu genel bir yaklaşım! Oldukça yaygın olarak kullanılan bir yaklaşım…
Bu yaklaşım da ülkeyi olması gereken yerlere taşımıyor. Boşuna tartışmalarla vakit öldürmekten öteye geçirmiyor.
Enerjimizi gereksiz alanlarda tüketiyoruz, hepsi bu!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM