Özlem, beş harf ve iki heceden oluşan devasa bir sözcüktür. Tek bir tanımı yoktur; çeşit çeşit tanımı vardır.
Özlenen, yeniden görülmek istenenler çok çeşitlidir.
Yıllar önce görülen bir yer tekrar görülmek istenirse özlem oluşur.
İlkokul sıralarında birlikte oturduğun sıra arkadaşını hatırladığında oluşan duygu özlemdir.
Kış mevsimini yaşarken yaz mevsimine ait anılar aklına gelirse oluşan duygu özlemdir.
Delikanlı olmuş oğlunun çocukluğuna ait bir fotoğrafa baktığında yeniden bebekliğine sarılmak istemek özlemdir.
Hayatını kaybetmiş bir yakınını görmek istemenin özlemi tarifsizdir.
Hayatta olan sevgiliden ayrılmanın, isteyip de görememenin özlemi şairlere şiir yazdırmış, ozanlara türküler yaktırmıştır.
“Sevdiğini görememenin özlemi bile güzeldir.” demişti bir arkadaşım. Yani sevmek, sevip özlemek de güzeldir. Bunu yazmadan edemedim.
Elden çıkarılan bir kıyafet üzerinden zaman geçince tekrar hatırlanır; aranır ama yoktur. İşte o kıyafeti aratan da özlemdir.
Eşin, dostun evcil hayvanına geçici bir süre bakım verilir. Evden gittiğinde geriye özlemi kalır.
Gezilere gidilir, gidilen yerlere özgü lezzetler tadılır. Aradan zaman geçer, aynı lezzetlerden yemeye özlem duyulur.
Yani çeşit çeşit özlem vardır. Bazı özlemlerin çaresi vardır ama bazılarının yoktur.
Özlenen yerler gezilip görülebilir.
Özlenen yemekler yapılıp yenebilir.
Özlenen kıyafetler tekrar temin edilebilir.
Mevsimler tekrar tekrar yaşanır.
Ama çocukluğa dönülemez.
Orhan Veli Kanık “Ayrılık” şiirini:
Ölüm Allah’ın emri,
Ayrılık olmasaydı.
Diye bitirir. Ölüm mü, ayrılık mı hangisi zordur? Kimine göre ölüm, kimine göre ayrılık. İkisinde de özlem vardır. Ayrılıkta kavuşma ihtimali varken, ölüm de yoktur.
Yaşam çok katmanlıdır. Bugün özlenenler bir süre sonra önemini yitirebilir.
Sevilen özlenir. Ama sevgi biterse, özlem de bitebilir.
Okulda başarılı bir öğrenci değilseniz, okul yılları özlenmeyebilir.
“Denir ya anı yaşa.” Bunu en iyi Mevlana’nın şu sözleri anlatır.
Dünle beraber gitti, cancağızım,
Ne varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
İnsan sürekli değişir ve dönüşür. Her yeni güne “Merhaba diyerek…” taptaze bir bakış açısıyla hayata devam etmek gerekir.
Özlem hayatın içinde hep var olacaktır. Özlem duyulanlar değişse bile özlem duya duya yaşam devam eder.

