Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yakup GÜLAÇTI
Yakup GÜLAÇTI

Komisyonun Raporu

Terörsüz Türkiye kapsamında kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” ortak raporunu oluşturdu ve oylanarak kabul edildi…

Raporda ilginç bulduğum, rapora hiç yazılmamasını düşündüğüm konular üstünde durmak istiyorum. Raporun 7. Maddesindeki “DEMOKRATİKLEŞME İLE İLGİLİ ÖNERİLER” bölümünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararlarının uygulanması konusunda mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiği yazıyor.

Bir yurttaş olarak ben de soruyorum: Anayasamızda AHİM ve AYM kararlarını uyulma zorunluluğu yazılıyken neden uyulmuyor?

Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın üstünde olduğu belirtiliyor. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi öneriliyor.

Kamuoyunu meşgul eden davalardaki tutukluların, hastaneyle cezaevi arasında gezdirilmesine ne demeli?

“Şiddet içermeyen hiçbir fiilin terör suçu olarak nitelendirilmemesi, ifade özgürlüğü kapsamında eleştirilerin terör suçu sayılmaması gerektiği, basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmesi, Anayasa’dan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması; başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir.”

Basın üzerindeki baskılara ve şiddet içermeyen protestolara karşı tahammülsüzlüğü nereye koyacağız. Şiddet içermeyen toplantı ve gösterilere katılanlara terörist muamelesi yapılması, tutuksuz yargılamanın esas alınmaması, görevden el çektirilen belediye başkanlarının yerine kayyım atanması demokrasiden yana olanların karşı çıkması gereken konular olarak karşımızda duruyor.

Demek ki demokratikleşme sorununun büyük bir çoğunluğu yasalardan değil uygulamalardan kaynaklanmakta.

Komisyon, AİHM ve AYM kararlarına uymayanlara, gösteri ve toplantı kanunundan belirtilen haklarını kullanmak isteyenlere engel çıkaranlara ne yapılması gerektiğini belirtmeliydi.

Mevcut anayasamızdaki temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının engellenmesine yönelik uygulamalarda bulunan kamu görevlilerine yaptırımların getirilmesi gerekliliği yazılmalıydı bu rapora.

Kamu görevlilerinin, gücü iktidardan değil yasalardan alması gerektiği özellikle vurgulanmalıydı

Oysa komisyon, konuyu dolandırıp anayasa değişikliği gerektiğine toplumu inandırmaya çalışıyor. Anayasa değişikliğini kimlerin neden istediklerini toplum bilmiyor mu sanıyorsunuz?

Bu ülkenin anayasa sorunu yok. Demokrasinin önündeki en büyük engel, mevcut anayasaya uyulmaması olarak görünüyor.

Barış ve demokrasiyi güçlendirmek için, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda olduğu gibi kuvvetler ayrılığına dayalı, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini yeniden inşa etmekten başka bir çözüm yolu görünmüyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER