Giresun, Türkiye’de Kadavradan Organ Bağışında İlk Sırada

Giresun, Türkiye genelinde bir milyon nüfus başına düşen organ bağışlama oranında 25 ile ilk sırayı aldı.

Giresun, Türkiye'de Kadavradan Organ Bağışında İlk Sırada

Giresun, Türkiye genelinde kadavradan organ bağışlama oranında ilk sıraya yükseldi. Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, verilen verilere göre il bazında Giresun’un 25, Balıkesir’in ise 15,57 olduğu belirtti. Bölge bazında en yüksek oran 11,5 ile Bursa bölgelerinde, en düşük oran ise 1 ile Erzurum ve 1,2 ile Diyarbakır bölgelerinde görüldü. Bilal, Türkiye’de organ bağışının yapılabileceğini göstermek amacıyla bu verileri paylaştı.

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Türkiye genelinde bir milyon nüfus başına düşen organ bağışlama oranının 5 seviyelerinde olduğunu, il bazında Giresun’un ise 25 ile en yüksek oranlara ulaştığını açıkladı. Buna göre Balıkesir’de bu oran 15,57, Bursa bölgelerinde 11,5, Erzurum ve Diyarbakır bölgelerinde ise 1 ile 1,2 arasında seyretti.

Bilal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, organ naklinin tıbbın en önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğunu, işlevini kaybeden organların yerine başkasından alınan organlarla hastaların sağlıklarına kavuşabildiğini söyledi.

Organ naklinin diğer tedavilerden ayrışan en temel özelliğin başka bir insanın kararına bağlı olması olduğunu vurgulayan Bilal, “Organ nakli tıptaki en mucizevi tedavilerden birisidir. Fonksiyonunu göstermeyen bir organın yerine başka bir insanın organının nakledilmesi ve o kişinin sağlığına, yaşam kalitesine kavuşması tıptaki en büyük mucizelerden birisidir. Tıpta tedaviler medikal ya da cerrahidir. Ya bir ilaca ya da bir cihaza ihtiyaç duyar ya da bir cerrahiye ihtiyaç duyar. Ama organ nakli bunların bütününü kapsayan, bunun üstünde çok önemli bir farkı daha olan bir tedavidir.”

Bir insanın başka bir insana yardım etme kararı vermesinin organ naklinin gerçekleşmesini sağladığını belirten Bilal, “Organ”

Organ nakli koordinatörleri, bağış oranlarının bölgeler arasında ciddi farklılık gösterdiğini belirterek, Giresun’un Türkiye genelinde en yüksek oranlara sahip olduğunu vurguladı. Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Türkiye genelinde bir milyon nüfus başına düşen organ bağışlama oranının 5 civarında olduğunu, ancak il bazında Giresun’un bu oranı 25 ile en yüksek seviyede olduğunu söyledi.

Bilal, Türkiye’de organ nakline ihtiyaç duyan 30 binin üzerinde kayıtlı hasta olduğunu ve bekleme listelerinde yer almayan, nakil umudunu kaybedenlerin de olduğunu ifade etti. Kadavradan bağışın önemine değinen Bilal, vefat etmiş bedenlerden toprağa verilmeden önce organların alınarak hastalara yaşam sunulabileceğini, bununla birlikte kalp, akciğer, pankreas ve dokuların da nakledilebildiğini anlattı.

Türkiye’nin geniş coğrafyası ve kültürel farklılıklarının organ bağışı oranlarına da yansıdığını belirten Bilal, ülke genelinde Sağlık Bakanlığının yürüttüğü tek bir organ ve doku nakli koordinasyon sisteminin bulunduğunu kaydetti.

Bu sistem sayesinde beyin ölümü tanısı konulan kişilerin organlarının ve bağışlanan dokuların güvence altına alınarak denetlendiğini ve en uygun hastaya en hızlı ve güvenli şekilde ulaştırıldığını ifade eden Bilal, bağış sürecinin yalnızca organ nakli koordinatörlerinin ailelerle yaptığı görüşmelerden ibaret olmadığını vurguladı.

Beyin ölümü tanısının konulmasından yoğun bakım sürecine, aile görüşmelerinden organların paylaşımına ve toplumun bilinçlendirilmesine kadar birçok aşamanın bir arada yürütülmesi gerektiğini anlatan Bilal, şunları söyledi:

“Ülkedeki sistem bir tane. Çalışanların eğitimi ve vizyonu da aynı. Ama özellikle kültürel ve coğrafi farklar bölgelerde değişik sonuçlara yol açıyor. Beyin ölümü tanısından, yoğun bakım sürecinden başlayıp organ nakli koordinatörlerinin yürüttüğü süreç, aile görüşmesi, organ paylaşımı ve en önemlisi toplumun farkındalığının artırılmasına yönelik çalışmaların hepsini bir araya getirirseniz organ bağışı ortaya çıkıyor.”

Organ bağışının gerçekleşmesi için bireylerin daha önceden bu konuda bilgi ve deneyim sahibi olmasının önemine dikkati çeken Bilal, yoğun bakımda hastaya tıbbın sunduğu bütün …

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, imkanların sağlanmasıyla beyin ölümü tanısının konulabildiğini belirtti. Bu tanının hastanın kaybedildiği anlamına geldiğini vurgulayan Bilal, ailelerle kurulan güvene dayalı iletişimin ve sürecin doğru yönetilmesinin önem taşıdığını söyledi.

Bilal, “Bir hastaya beyin ölümü tanısı konulmuş ve ‘Hastamızı kaybettik, beyin ölümü gerçekleşti’ deniyorsa o hasta için yapılacak her şey yapılmıştır. Ondan sonraki aşamada bizim koordinatörler olarak ailelerle kurduğumuz güvenli, iyi iletişim, aileden onay alınması ve sürecin doğru yönetilmesi gerekiyor.” dedi.

Türkiye’nin batısında ve Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgelerinde organ bağışı oranlarının daha yüksek olduğunu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ise düşük seviyelerde kaldığını belirten Bilal, bu farklılığın toplumun yaklaşımıyla açıklanamayacağını ifade etti. Bilal, “Burada kimseyi suçlamak doğru değil. Hem sağlık çalışanlarının süreçteki yaklaşımı hem de toplumun farkındalığı açısından eşit olmayan koşullar sonuçları farklılaştırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye genelinde bir milyon nüfus başına düşen organ bağışlama oranı 5 civarındayken, il bazında Giresun’da bu oran 25, Balıkesir’de ise 15,57 olarak kaydedildi. Bölge bazında en yüksek oran 11,5 ile Bursa bölgelerinde, en düşük oran ise 1 ile Erzurum ve 1,2 ile Diyarbakır bölgelerinde görüldü. Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, bu büyük farkın altında yatan nedenleri değerlendirdi.

Giresun ve Balıkesir’in PMP oranlarının en yüksek olduğu illerden olduğunu belirten Bilal, bu şehirlerde organ nakli merkezi bulunmamasına rağmen toplumsal farkındalık çalışmaları ve beyin ölümü sürecinde ailelerle kurulan iyi iletişimin bağış kararlarını olumlu etkilediğini anlattı.

Organ bağışı farkındalığının kısa sürede sonuç vermesinin beklenmemesi gerektiğini vurgulayan Bilal, çalışmaların uzun vadeli bir toplumsal yatırım niteliği taşıdığını belirtti. Bilal, “Organ bağışı farkındalığı topluma yapılan uzun vadeli bir yatırım. Bugün burada bir çalışma yaparsınız, yarın Balıkesir’de bir yakınını kaybeden biri bundan etkilenerek organ bağışı kararı verir. Bu nedenle farkındalığın daha yüksek olduğu, daha çok çaba gösterilen yerlerde sonuçlar daha iyi.” ifadelerini kullandı.

Organ bağışında bölgesel farklılıkların eğitim ve doğru iletişimle değiştirilebileceğini vurgulayan Bilal, Konya’da yoğun bakım çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen eğitim projesinin de etkili olduğunu söyledi.

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, küçük çaplı eğitim projelerinin beyin ölümü tanı konulmayan hastanelerde de tanı konulmasına ve organ bağış oranlarının artmasına etkili olduğunu belirtti. Bilal, Konya’da yoğun bakım çalışanlarına yönelik uygulama eğitiminin ardından, o bölgede beyin ölümü tanısı konulmaya başlandığını ve organ bağışı oranlarının arttığını ifade etti. Geçen yıl Niğde’de bir yoğun bakım hekiminin çabasıyla rekor seviyelere ulaşıldığını vurgulayan Bilal, herhangi bir şehrin veya bölgenin kültürel nedenlerle organ bağışına kapalı olduğunun düşünülemeyeceğini söyledi.

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Türkiye genelinde bir milyon nüfus başına düşen organ bağışlama oranının 5 civarında olduğunu, ancak il bazında Giresun’un 25 ile en yüksek oran gösterdiğini belirtti. Bölge bazında ise Bursa’nın 11,5 ile öne çıktığını, Erzurum ve Diyarbakır’ın ise 1 ile en düşük seviyede kaldığını vurgulayan Bilal, “Çok büyük fark var. Ama olmaz mı? Olur. Bizim buradaki amacımız Türkiye’de bu işin yapılabileceğini göstermek” dedi.

Türkiye’de organ nakli alanında 51 yıldır çalışmalar yürütüldüğünü, mevzuat ve sağlık altyapısı açısından önemli bir birikime sahip olunduğunu belirten Bilal, buna rağmen kadavradan bağışın istenilen seviyeye ulaşamadığını ifade etti. Türkiye’de organ nakli alanındaki ilk başarılı naklin üzerinden 51 yıl geçtiğini ve 1979’da organ nakline ilişkin yasanın çıkarıldığını hatırlatan Bilal, mevzuatın Avrupa’daki birçok ülkeden önce oluşturulduğuna dikkati çekti.

Toplumda organ bağışına ilişkin bazı çekincelerin bulunduğunu, aile görüşmelerinde vücut bütünlüğü, beyin ölümünün ölüm olarak kabul edilmesi, dini ve kültürel gerekçelerin gündeme gelebildiğini aktaran Bilal, bu durumun zaman içinde canlı vericili nakillere ağırlık verilmesine neden olduğunu söyledi. Bilal, toplumun organ bağışına kapalı olduğu yönündeki yaklaşımın doğru olmadığını vurgulayarak, “İlk adımlarda organ bağışıyla ilgili aile görüşmesi yapıldığında ‘Organ bağışı yapar mısınız?’ diye sorulduğunda ‘Hayır, hayır, hayır’ deniyordu. ‘Neden yapmazsınız?’ diye sorduğumuzda ‘Vücut bütünlüğüne inanıyorum’, ‘Beyin ölümünün ölüm olduğuna inanmıyorum’ ifadeleri, dini ve kültürel nedenler gibi gerekçeler ortaya çıkıyordu.”

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Türkiye genelinde bir milyon nüfus başına düşen organ bağışlama oranının 5 civarında olduğunu belirterek, il bazında Giresun’un 25 ile en yüksek oran gösterdiğini söyledi. Bölge bazında ise en yüksek oran 11,5 ile Bursa bölgelerinde, en düşük oran ise 1 ile Erzurum ve 1,2 ile Diyarbakır bölgelerinde görüldüğünü vurgulayan Bilal, “Çok büyük fark var. Ama olmaz mı? Olur. Bizim buradaki amacımız Türkiye’de bu işin yapılabileceğini göstermek” dedi.

Bilal, ‘Canlı vericili nakillerden devam edelim’ gibi bir sürecin oluştuğunu ancak bu durumun doğru olmadığını savundu. İspanyol, İtalyan ve İran halkının organ bağışında bulunduğunu hatırlatan Bilal, “İspanyol insanı yapıyorsa, İtalyan insanı yapıyorsa, İran halkı yapıyorsa Türk insanı da yapar. Yeter ki biz adımlarımızı doğru atalım” diyerek inancını dile getirdi.

Mobil sürümden çık