Diyanet Cuma Hutbesi: Birlik ve Beraberlik Vurgusu

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 06.02.2026 tarihli Cuma Hutbesi'nde, toplumsal birlik ve beraberliğin önemi, vatan sevgisi, bayrak ve afetlerdeki dayanışma ruhu konularına dikkat çekildi.

Diyanet Cuma Hutbesi: Birlik ve Beraberlik Vurgusu

İnsanları toplum haline getiren ve milletlerin tarih sahnesinde yer almasını sağlayan temel değerlerden biri birlik ve beraberlik duygusudur. Yüce dinimiz İslam; sevgi, saygı, şefkat ve merhamet içinde kardeşçe yaşamayı emreder.

İslam’da Birlik ve Kardeşlik

Cenâb-ı Hak, “Hep birlikte Allah’ın ipine, sımsıkı sarılın. Bölünüp parçalanmayın…”[1] buyurarak; ayrılığı, kardeşlik bağlarını koparmayı ve birbirimizden ilgi ve alakayı kesmeyi yasaklamaktadır.

Vatan Sevgisi ve Bayrak

Birlik ve beraberliğin en güzel tezahürü vatan sevgisinde ortaya çıkmaktadır. Zira vatan; tarihimiz, kültürümüz, geçmişimiz ve geleceğimizdir.

Hürriyetimiz için her türlü sıkıntıya göğüs gerdiğimiz cennet yurdumuzdur. Uğruna canını veren aziz şehitlerimizin ve cepheden cepheye koşan kahraman gazilerimizin bizlere bıraktığı en kıymetli emanettir.

Birlik ve beraberliğimizin, hürriyet ve bağımsızlığımızın sembolü ise şanlı bayrağımızdır. Ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı yerde zulme ve zalime, korkuya ve kedere geçit yoktur.

Bizler; rengini şehitlerimizin kanından alan bayrağımızı başımızın üstünde tutmayı şeref bildik. En mutlu günlerimizi onun gölgesinde yaşadık, onu gördüğümüz her yerde huzur bulduk. Bayrak şairimiz, içimizde yeşerttiğimiz bu duyguları ne de güzel ifade etmiştir:

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Afetlerde Dayanışma Ruhu

Birlik ve beraberliğimizin en güçlü göstergelerinden biri de afet günlerinde ve zor zamanlarda gösterdiğimiz yardımlaşma ve dayanışma ruhudur. Nitekim üç yıl önce bugün, hepimizi derinden sarsan iki büyük deprem yaşadık.

Her zaman olduğu gibi o gün de omuz omuza verdik. Enkazdan kurtulan her bir kardeşimiz için birlikte sevindik. Hayatını kaybeden her bir canımız için aynı hüznü yaşadık.

Rabbimizin inayeti, devletimizin iradesi ve milletimizin kenetlenmesiyle yaralarımızı sardık. Aşımızı ve evimizi paylaşarak acılarımızı dindirdik.

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer”[2] hadis-i şerifinin yaşayan şahitleri olduk.

Birlik Ruhunu Yaşatmak

Bugün bize düşen; birlik ve beraberlik ruhunu hayatımızın her alanına taşımaktır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Müminler bir binanın birbirini destekleyen tuğlaları gibidir”[3] hadis-i şerifleri gereğince ellerimizi ve gönüllerimizi birbirine kenetlemektir.

Aramızdaki muhabbeti diri tutmak, kardeşlik bağlarımızı daha da güçlü kılmaktır. Unutmayalım ki, aynı inanç ve idealler etrafında, bu cennet vatan üzerinde, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde bir ve beraber olduğumuz müddetçe aşamayacağımız hiçbir engel, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yoktur.

Bu vesileyle Kahramanmaraş merkezli depremler başta olmak üzere yaşadığımız afetler sebebiyle ahirete irtihal eden kardeşlerimize, mukaddes değerlerimiz uğruna canını feda eden şehitlerimize Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyoruz. Memleketimizi, aziz milletimizi ve bütün insanlığı her türlü afetten, fitne ve fesadın şerrinden muhafaza etmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Âl-i İmrân, 3/103.
Müslim, Birr, 66.
Buhâri, Salât, 88.

Exit mobile version