• DOLAR
    7,8766
  • EURO
    9,2840
  • ALTIN
    482,11
  • BIST
    1,1773

BEYAZ SAYFA

BEYAZ SAYFA

Siyasi hayatımıza beyaz sayfa söylemini eski başbakanlardan Tansu Çiller kazandırmıştı. Göreve geldiği gün işe beyaz bir sayfa açarak başlayacağını söylemişti.
Açıp açamadığını ve sonrasını ayrıca tartışabiliriz.
Bugün de bir beyaz sayfaya ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum.
Hani şu güncel söylemiye, fabrika ayarlarına dönmek.
Bir seçimi daha geride bıraktık, önümüzde yepyeni bir dönem var. Umutlarla dolu bir dönem… Seçim vaatlerinin hayata geçirileceği bir süreç… Hani maçlardan sonra duymaya alışık olduğumuz bir cümle var ya, gelecek maçlara bakıyoruz diye. Onun gibi.
Geleceğe bakmak istiyoruz.
Bunun için de umulur ki Sayın Davutoğlu ülkeye yeni bir iklim kazandırır.
Kişiliğinin buna çok elverişli olduğunu düşünüyorum.
Balkon konuşmasında söylediği gibi yönetir ülkeyi.
Son yıllarda en fazla ülkeyi zorlayan yaklaşım şu yüzde elli meselesi olmuştur. Yüzde elliyi yüzde yüz gibi görmek… Her şeyin sadece o yüzde elli olduğunu var saymak…
Mesela “ Sem kim oluyorsun” söylemleri…
Samimi olacaksak, halkın yüzde ellisi size oy vermişse kalan yüzde ellisi de vermemiştir. İki kişiden birisi oy vermişse, iki kişiden birisi de oy vermemiştir.
Bütün mesele de bu işte; o oy vermeyen yüzde elliyle, o oy vermeyen iki kişiden birisiyle olan ilişkilerinizdir. Bütün ülkeyi kucaklıyoruz söyleminin hayata geçirilmesidir.
Sayın Davutoğlu’nun ülkenin bütününü oluşturan diğer inanç grupları ve kültürel yapılarla kuracağı sağlam ilişkiler ülkemizin bu gergin atmosferden çıkışını kolaylaştıracaktır.
Türkiye’yi kendi inanç değerleri ve kültürel anlayışıyla yönetmeye çalışmak sorunları daha da derinleştirecektir.
Dahası, bu inanç ve kültürel farklılığı özellikle öne çıkarma girişimleri toplumsal ayrışmayı hızlandıracaktır.
Elbette kendilerine oy veren yüzde ellinin taleplerini dikkate alacaklardır ancak her şey o yüzde elli değildir. Diğer yüzde ellinin beklentilerini de görmemezlikten gelme hakkımız yoktur. En azından onların böyle düşünmelerine neden olabilecek uygulamalardan kaçınmak bu algıyı ortadan kaldıracaktır.
Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi de zaman zaman kuruluş yıllarının ruhuna dönmekten söz ettiklerine göre, fabrika ayarlarına dönmekten bahsettiklerine göre onların da ayarlarla ilgili bazı endişelerinin olduğu ortaya çıkmaktadır.
Yani nereden nereye geldik der gibiler… Kuruluş felsefemiz bu değildi, ana fikrimizden ayrılmış gibiyiz, ilk günlerin anlayışından uzaklaşıyoruz diyorlar. O yıllara, o anlayışa, o ruha dönmeliyiz sesleri yükseliyor.
Bunu Davutoğlu’nun sağlamasını umut ediyoruz.
Bu ülkeyi germeyiniz, insanları yormayınız. Ayrıştırmayınız.
Söylemlerinizde alçak gönüllü olunuz.
Türkiye’yi bağırmadan çağırmadan, sağa sola çatmadan, öfkelenmeden, hırçınlaşmadan, kavga etmeden, söz dalaşına girmeden, seviyesiz tartışmaları sürdürmeden de yönetebilirsiniz.
Dışlamadan, ötekileştirmeden, bizden olanlar ve olmayanlar diye ayırmadan, şu inançtan, bu mezhepten, şu siyasi görüşten, bu etnik kökenden, şu bölgeden bu kültürden diye sınıflandırmadan da idare edebilirsiniz.
Darbe yapacaklar korkusundan uzak, huzur ve güven içinde çalışabilirsiniz.
Halk size hukuksal anlamda bu gücü verdi, ancak bu gücü olduğundan daha fazlaymış gibi kullanmayınız.
İnsanlar kırılıyorlar biliyor musunuz?

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM