• DOLAR
    7,5562
  • EURO
    8,9616
  • ALTIN
    474,51
  • BIST
    1,1855

TERÖR İŞTE BÖYLE LÂNETLENMELİDİR!

TERÖR İŞTE BÖYLE LÂNETLENMELİDİR!

Kandan beslenen PKK,  bunca kalleş eylemine rağmen,  bir türlü bir Türk-Kürt çatışması yaratmayı başaramadı. Her ne kadar son PKK cinayetlerinden sonra, meselâ Bolu’da Kürt kökenli işçilere saldırılmışsa da, bu kendini bilmez saldırganların önüne bir şehit babasının geçerek, saldırganları engellemeye çalıştığını hatırlatırız.

Bu tür saldırıların PKK’nın arzu ettiği bir durum olduğu unutulmamalıdır. Türkiye’de bir Türk-Kürt çatışması çıkması mümkün değildir.  Fakat, Batılı ‘dostlarımızın’ nelere kadir olduğunu da unutmamak gerekir! O nedenle, PKK terörünün kamuoyunda sebep olduğu manevî yıkım, kontrolsüz bir öfke kabarmasına yol açmamalı; toplum önderleri sağduyu ile hareket ederek,  yapılacak gösterilerde de sağduyulu davranılmasına önayak olmalıdırlar.
Terör örgütleri, arkalarında kitle desteği olmazsa, varlıklarını uzun süre sürdüremezler. PKK’nın, 30 yıldır bu ülkede varlığını sürdürebilmesinde bu kitle desteğinin payı büyüktür. Ne yazık ki, bu ülkede kendilerini aydın zanneden kimi gafiller, PKK’nın özgürlük mücadelesi verdiğine inandırılmışlardır. Televizyonlarda terör konusunda yapılan tartışmalarda bunun örneklerini sıklıkla görebilmekteyiz! Zaman zaman göz attığımız PKK yanlısı bir televizyon kanalında, canlı yayına katılan bir PKK sempatizanının, Türkiye’yi  sömürgeci olarak tanımladığını hayretle dinlemiştik.
Bu ülkenin en yetkili makamlarına gelebilmiş insanlar, bir saymaya başladıklarında, bu ülkede yaşayan etnik kimlikleri peş peşe sıralarlarsa, Türklüğü de bu etnik kimliklerden biri olarak tanımlarlarsa, bu söylemin, Kürt ayrılıkçılarını teşvik etmesinden daha tabiî ne olabilir ki?
Türkiye’yi ‘sömürgeci’ olarak tanımlayanlar; dönüp tarihe, bu topraklarının kadim halkının kim olduğuna bakmalıdırlar. Urfa Göbeklitepe’de bulunan kalıntılar, Türk varlığının bu topraklarda 10.000 yıl öncesine kadar dayandığını ortaya koymuştur. Ayrıca, Doğu ve Güneydoğu üzerinde hak iddia edenler, bu topraklardaki Kürt varlığının kanıtı olarak bir tek arkeolojik kalıntı ortaya koyabilirler mi? Bütün bu topraklar Türklerden kalan tarihî eserlerle dolu değil mi? İşte Hakkari’deki, Tunceli’deki balballar! İşte Mardin’de Kasımiye Medresesi!  İşte Doğubeyazıt’ta İshak Paşa sarayı. İşte, Ahlat’taki Selçuklu mezarları! Onlarca köprü, han, imaret, kervansaray! Bir tane de bir Kürt eseri gösterin!
Bu topraklardaki köklü varlığımıza rağmen,  biz, “bu topraklar hepimizin” diyoruz, PKK’nın sloganını ise biliyorsunuz;  ‘Doğu ve Güneydoğu bizim; Türkiye hepimizin!’
Yok öyle yağma! O arkanızdaki küresel ağababalarına da fazla güvenmeyin.
Bu kalkışmanın, bu ihanetin sonunda bölücülerin bir şey elde etmeleri mümkün değildir. Bir Türk-Kürt kapışması hayallerinin gerçekleşmesine imkân yoktur. İşte, Batı’da yaşayan Kürt vatandaşlarımıza bazı densizlerin yaptığı saldırıların, milletçe nasıl kınandığını hep birlikte gördük!
Fakat batı’da yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımıza da büyük görev düşmektedir. Ülke genelinde yapılan PKK’yı telin gösterileri önemlidir ve sağduyulu bir şekilde devam etmelidir.  Ancak, Kürt kökenli vatandaşlarımızın bu gösterilere verecekleri destek çok daha anlamlıdır ve Kandil’in bombalanmasından daha etkili olacağı muhakkaktır. Kürt kökenli vatandaşlarımızın, terör olaylarına karşı gösterecekleri tepkiler, bir Türk-Kürt çatışması  bekleyen terör örgütü ve Batılı ‘dostlarımız’ için çok büyük bir hayal kırıklığı oluşturacaktır.
PKK’ya destek vermek gafletinde bulunanlar, ülkemiz genel bir karışıklığa sürüklendiğinde, kendi canlarının yanmayacağını düşünmesinler. Sonuçta, Türkü de, Kürdü de; PKK’ya lânet eden de, destekleyen de hep birlikte büyük acılar çekeceğiz. Bir canlı  bomba kendini patlatırken, etrafta sempatizanım var  mı diye kontrol etmeyecektir!  PKK’yı destekleyenler, PKK’ya sempati duyanlar da aynı acıları yaşayacaktır. Bir canlı bomba, belki kendilerini, belki de bir yakınlarını alıp götürecektir! Terörün, böyle devam ettiği takdirde, er geç bizi ya da bir yakımızı da  yoklayacağı unutulmamalıdır.
Herkes aklını başına almalıdır. Neyi pay edemiyoruz? Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in şu sözlerine kulak verelim: “Ben bir Türk vatandaşıyım ama Kürt kökenliyim. Anne babası okuma yazma bilmeyen, tek kelime Türkçe bilmeyen bir aileyi düşünün. Ama ben bugün Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanıyım. Bu tamamen fırsat eşitliği sayesinde olmuştur. Benim burada bu hizmeti yapabilmem; Türkiye’nin, bahsettiğim o ülkelerden  (Irak ve Suriye’yi kast ediyor) ne kadar farklı olduğunu, aslâ aynı potada düşünülmemesi gerektiğini gösteriyor.”
Ey, Türkiye için ‘sömürgeci’ diyenler;  Kürtler eziliyor diyenler! Neye ve kime hizmet ettiğiniz konusunda bir kez daha düşünün.
İngiltere’ye özerk yönetimler konusunda incelemeler yapmak üzere giden heyette bulunan, CHP milletvekili Levent Gök’ün, bölücüler ve yandaşları için oldukça hayal kırıcı ve aynı zamanda sarsıcı tespitleri var. Levent Gök, İrlanda Parlamentosundaki bir milletvekiline, “Protestanlarla Katolikler aynı ortamda oluyor musunuz, çocuklarınız aynı okullarda okuyor mu?” diye soruyor. Aldığı cevap ‘Hayır’ oluyor!  İrlanda’da barış, iki toplumun ayrışması üzerine oturtulmuş!  Dikkatinizi çekeriz: Bu iki toplum da İrlanda kökenlidir; sadece mezhepleri ayrıdır fakat bırakınız aynı okullara gitmeyi, aynı binalarda bile oturmuyorlar; bazı yerlerde aralarında yedi metre boyunda duvarlar yükseliyor! ‘Demokratik Özerklik, Federasyon’ hevesinde olan hainlerin ve gafillerin, bin yıldır; eşit haklara sahip olarak bir arada yaşayan bir milleti sürüklemek istedikleri durum işte budur!
“2011 Türkiye Değerler Araştırması” sonuçları bu ülkede önemli bir etnik mesele olmadığının kanıtıdır. Bu araştırmaya göre Türk olmaktan gurur duyanların oranı % 92’dir! Türk değilim diyenlerin oranı ise sadece yüzde 6’dır! Bugün İngiltere’de, 400 senelik ortak hayatları olan İskoçyalıya ve Galliye ayrılma ve bağımsızlık hakkı tanınmamaktadır! Gerekçesi Birleşik Krallığın sürmesidir! Bu birliğin sürmesi için, çoğunluğun, ayrılıkçılığa ve bölünmeye karşı direnme hakkı olduğu belirtiliyor! Bize gelince bölünme,  ‘DEMOKRATİKLEŞME’ diyerek yutturulmaya çalışılıyor!
Türkiye’nin asıl sorunu, siyasetin ve aydınların teröre bakışlarının sorunlu olmasıdır.  Hele iktidarın tavrı tam bir acziyet göstermektedir. Cumhurbaşkanımızın yaptığı bir konuşmada, Batılı ‘dostlarımıza’, “Türkiye’yi bölmek size ne kazandıracak” diye seslenmesi bu aczin somut bir göstergesidir. Demek ki, Batı’nın niyeti biliniyor! Peki, o zaman herkesin görevini yapması gerekmez mi? Bu iktidar görevini yaptı diyebilir miyiz? Bu sorunun cevabını eski AKP Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu bakınız nasıl vermiş:
“PKK’lılar çözüm sürecinde âdeta Paralel Devlet kurdu. Vergi topladı, kimlik sordu, mahkemeler kurdu. Herkesi haraca bağladı. Devlet toleranslı davrandı!”
Bu iktidar terörle işte böyle ‘mücadele’ etti. Şimdi kalkmışlar, İstanbul’da terörü telin  mitingi düzenliyorlar! Kara mizaha ne güzel bir örnek!
TOB’un öncülüğünde, Ankara’da son derece vakur, muhteşem bir miting düzenlendi. Ankara, Türk bayrakları ile âdeta bir gelincik tarlasına benzedi. “Teröre hayır, Kardeşliğe evet” adı verilen bu çok anlamlı mitinge, vatandaşlarımızın bayraklarını alarak katılmalarının istenmesi, HDP Eş Başkanını oldukça rahatsız etmiş! Demirtaş’a göre, ‘Türk Bayrağı ırkçılık sembolü olarak kullanılıyormuş!’ “Biz sırtımızı YPG’ye, YPJ’ye dayıyoruz” diye konuşan Figen Yüksekdağ da, bu mitinge vatandaşlarımızın Türk bayrakları ile katılmaları çağrısını ‘faşistlik’ olarak nitelemiş!
Hani derler ya, “Dinime karışan bari Müselman olsa” diye! Biz bu topraklarda ırkçılığı, bölücü Kürtçülerde gördük. Fransız devlet adamı Lamartine, ‘Türklerin en büyük kusuru, Batılılar gibi asimilâsyon yapmamış olmalarıdır’ der. Eski Türkler kitabının yazarı L. Gumilev; “Irkçılık kadim Türklerin kültürüne yabancıydı” diyor!  Tarihçi Jean Paul Roux da aynı düşüncededir.  Biraz tarih okursanız daha neler bulursunuz!
Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM