Müteahhitten Ev Satın Alan 3. Kişinin Hukuki Durumu

Müteahhitten Ev Satın Alan 3. Kişinin Hukuki Durumu

Ülkemizde genellikle müteahhitler kendilerine ait arsa üzerinde taşınmaz inşa etmek yerine, arsa sahipleri ile halk arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi olarak da bilinen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri akdetmektedir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre müteahhit, arsa sahiplerinin taşınmazları üzerinde bağımsız bölümlerin inşaatını yapıp bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine kalan kısmını arsa sahiplerine devredecek ve arsa sahipleri de, müteahhite veya müteahhitin göstereceği kişi ve/veya kişilere arsa payının devrini sağlayacaktır.

Görüldüğü üzere, hukuki olarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri hem eser sözleşmesi hem de satış sözleşmesine ilişkin hükümler ihtiva etmektedir. Dolayısıyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin hukuki niteliğini incelemek istersek: bu sözleşmelerin karşılıklı borç yükleyen çift tipli karma sözleşmeler olduğunu söyleyebiliriz. Çift tipli karma bir sözleşme tipi oluşundan dolayı kanunda açık açık “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi” adı altında düzenlenmiş bir sözleşme bulunmamaktadır; bunun sonucu olarak da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıklarda, bu sözleşme tipini oluşturan esas sözleşme hükümleri kıyasen uygulanır. Yani arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıklarda, Türk Borçlar Kanunumuzda yer alan eser sözleşmesi ve satış sözleşmesine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. Dolayısıyla çözümü son derece karmaşık olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine dair uyuşmazlıkların ortaya çıkması halinde mutlaka gayrimenkul hukuku alanında uzman bir Ankara avukatı ile anlaşılmasını tavsiye etmekteyiz.

Bununla birlikte geçmiş tarihli olarak Yargıtay tarafından verilmiş olan emsal nitelikli kararlar, diğer adıyla içtihatlar da, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıkların anlaşılması ve bu uyuşmazlıkların hakkaniyetli bir şekilde sona erdirilmesi için son derece önemlidir.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan müteahhitten taşınmaz satın alan 3. kişiler, genellikle bu taşınmazları usulüne uygun olarak resmi yazılı şekilde değil, müteahhitin satış ofisinden almaktadır.  Oysa taşınmaz satış sözleşmesinin geçerliliği, tapuda resmi şekilde yapılmalarına bağlıdır. Normal şartlar altında bu tip sözleşmelerin geçersiz olduğu düşünülecek olsa dahi, Yargıtay’ın bu tip durumlara ilişkin olarak vermiş olduğu kararlar dikkate alındığında, 3. kişi ile müteahhit arasında yapılan bu tip sözleşmeler “alacağın temliki sözleşmesi” olarak kabul görmektedir. Dolayısıyla müteahhitin arsa sahiplerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde 3. Kişi tarafından doğrudan arsa sahiplerine karşı tapu iptali ve tescil davası açılabilmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM