• DOLAR
    7,7932
  • EURO
    9,1174
  • ALTIN
    471,18
  • BIST
    1,1670

KADİR GECESİ’NİN ANLAMI!

KADİR GECESİ’NİN ANLAMI!

Müslümanlar, Kur’an ayetlerinin inmeye başladığı gece olan Kadir gecesini, mübarek Ramazan ayının ve senenin en kıymetli gecesi olarak kabul ederler. Rivayetlere göre, Hz. Peygamberin Allah’ın huzuruna yükselmesi olayı yani Miraç, bu gecede gerçekleşmiştir. Bu konuda çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Ve ne yazık ki, Müslümanlar rivayetlerle, uydurma hadislerle Kur’an’dan uzaklaştırılmaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2012 yılında basılan 5 ciltlik, “Kur’an Yolu” isimli Meal ve Tefsir’inin, İsra Suresi ile ilgili açıklamasında, Miraç hadisesi, bir rivayete göre şöyle anlatılmış: “Hz. Peygamber, Cebrail tarafından Burak isimli bir bineğe bindirilerek, semaya yükseltilmiş. Resulullah, semanın birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Hz. Yahya, üçüncü katında Hz.Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa, yedinci katında ise Hz. İbrahim ile görüşmüş. Buradan öteye Cebrail’in geçmesi imkânı olmadığından, Peygamber refref denilen bir araçla tek başına yükselmesini sürdürmüş ve Allah’a yaklaşabileceği son noktaya yaklaşmış” (C.III, s. 458).
Kutsal kitabımız bize onlarca ayette, ‘aklınızı çalıştırın, hiç akletmez misiniz’ diyor! Yüce Allah mekândan münezzeh değil mi? Kâf Suresi 16. ayeti hatırlatalım: “Ve andolsun ki, insanı Biz oluşturduk… Ve Biz ona şah damarından daha yakınız…”
Bize şah damarımızdan daha yakın olan yüce Allah niçin aracı kullansın? Burada, Cebrail’in aracılığı, Allah’la Müslümanlar arasında aracılık yaptıkları iddiasında olanlara da cevaz vermiş olmuyor mu? Bu Kur’an’a aykırı değil mi?
Diyanet Meal-Tefsirinde şu açıklamaya da yer verilmiş: “Muhammed Hamidullah, ayette geçen ‘en uzak mescit’ anlamına gelen Mescid-i Aksa’nın Kudüs’te olamayacağını, bunun ‘semavî bir mescid’ olması gerektiğini savunan görüşü tercih eder. Öte yandan Kudüs’teki eski mabet, Müslümanlıktan çok önce ortadan kaldırılmış; şimdiki Mescid-i Aksa ise henüz yapılmamıştı” (S.460).
Bu konuda, daha başka akıl dışı rivayetler de var. Peygamberimiz, hâşa Allah’la pazarlık yapmış ve 50 namazı 5’e indirmiş! Yüce Allah, önce 50 namaz buyurmuş. Peygamberimiz dönüş yolunda Hz. Musa’ya uğramış. Hz. Musa senin ümmetin bunu yapamaz diyerek, peygamberimizi yine Allah’a göndermiş ve namaz 40’a, 30’a, 20’ye, 10’a daha sonra da 5’i indirilmiş. Hz. Musa 5 namazı da çok bulmuş. ‘Yine git’ demiş. Peygamberimiz ‘Utanırım, daha gidemem’ demiş!
Şimdi bu deli saçmaları Müslümanlara anlatılıyor iyi mi? Burada bir de Yahudi kurnazlığı var! Peygamberimiz saf; Hz. Musa ise, sürekli onu yönlendiren, daha bilgili bir peygamber olarak gösteriliyor! Bunlar tamamen İsrailiyat! İlâhiyatçı Hakkı Yılmaz’ın belirttiğine göre, bu uydurma Miraç olayının kökü İbni Sa-Sa’ya dayanıyor. Bunlar Pavlus’un vizyonunun Arapçalaştırılması!
Hakkı Yılmaz, Kur’an Meali’nin açıklamalar bölümünde (3.baskı 2014, s. 659), “Vakidî’nin Kitabü’l Meğazî ve el-Ezrakî’nin Abbâru’l Mekke adlı kitaplarındaki bilgilere dayanarak”, şu açıklamayı yapıyor: “Mekke’de Mescid-i Haram’dan başka değişik yerlerde mescitler vardır. Hattâ bazı evler Mekkeliler tarafından mescit olarak kullanılmaktadır. Bu mescitlerden biri de Mekke’ye 9 mil mesafedeki Cirane Vadisi’nin yukarısında olmasından dolayı Mescit-i Aksa ‘en uzaktaki mescit’ denilen mescittir. Mescid-i Aksa, Kudüs’te değil, Mekke’deki Haram/Mübarek yerin kenarındadır.”
Hakkı Yılmaz’ın belirttiğine göre, Hz. Peygamberimiz. Mescid-i Haram’da (Kâbe’de) Salât ederken, yani Mekkelilere Müslümanlık konusunda telkinlerde bulunurken, Mekke’nin kodamanları tarafından hakarete uğruyor, incitiliyor. Alak Suresi 9. ayette “İnsanları hak dine çağıran, salât eden Peygambere engel olmaya çalışanları görüyor musunuz?” denilerek bu anlatılıyor.
Diyanet mealinde burada da, ‘Salât’ı ‘Namaz’ olarak çevirmişler!
Burada tahkir edilen Peygamberimiz, bir gece vakti, yeis içinde yürümeye başlıyor ve Kâbe’den 9 mil kadar uzaktaki Mescid-i Aksa denilen yere ulaştığında, yamaçtaki son ağacın orda vahye muhatap oluyor.
Kudüs’ü uydurmuşlar! Kudüs’teki Süleyman Tapınağının adı Beytül Makdis’dir. Tarihte birkaç kez yıkılıp yeniden yapılmış; son olarak da Romalıların 70 yılında Kudüs’ü ele geçirmelerinde yanmıştır. Kudüs’te Hz. Ömer tarafından 635 yılında Müslümanlar için küçük bir mescid yapılmış. Bugünkü Mescid-i Aksa denilen Mescidi ise, yedinci yüzyılın sonlarında Emeviler yapmış! Mescid-i Aksa ismini de Emeviler vermiş!
İsra Suresi 1. ayet, “Mescid-i Haram’dan Mescit-i Aksa’ya yürütüldü” diyor. Yani Mescid-i Haram’ın en uzak kenarındaki mescide doğru yürütüldü! Necm Suresi 14-18. ayetler, “Sitret’ül müntehada (son kiraz ağıcının yanında) ve onun yanındaki Cennet’ül Meva’da (yeşillik içinde ağaçlıklı bir yer) vahyetmeyi uygun gördüğünü kuluna vahyetti” deniliyor.
Karadeniz TV’deki programlarında (Her Pazartesi ve Perşembe saat 22), ilâhiyatçı Hakkı Yılmaz ve Mustafa Sağ’ın Kadir Gecesi hakkındaki görüşleri özetle şöyle: “Her sene Kadir Gecesi olmaz. Herkesin bir Kadir gecesi vardır. Peygamber onu yaşamıştır ve bitmiştir. Kur’ân’ın bize inmeye başladığı yani onu anlamaya ve yaşamaya başladığımız her gece, her an bizim Kadir gecemizdir. Kur’ân’ı ruhuna sokan insanlarda Şafak söker. Aydınlanır. O aydınlanma, Allah şuûruna erme, herkesin kendi Kadir gecesidir. Kadir Suresindeki, ‘Şafak sökünceye kadar inerler’ ayetinden de bu anlam çıkıyor. Bunun için de, Müslümanların, önce içinde yaşamakta olduğumuz bu rezilliklerden kurtularak Kur’ân’a yönelmeleri lâzım. Bunu yapmak bin aydan hayırlıdır. Yoksa camilerde sabahlara kadar namaz kılarak, dua ederek Kadir Gecesini kutlamak değil!”
Nisa Suresi 95-96. ayetler: “Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla, Allah yolunda, mallarıyla, canlarıyla çaba harcayanları, derece itibariyle oturanlara fazlalıklı kıldı. Ve Allah, onların hepsine “en güzel”i vaat etmiştir. Ve Allah, gayret gösterenlere, oturanların üzerine büyük bir ecir; Kendi katından dereceler, bir bağışlama ve merhamet fazlalaştırmıştır…” diyerek bize oturmayı değil, çalışmayı buyuruyor.
İbadet, sadece Namaz-Niyaz’dan ibaret değil; bütün hayırlı gayretler ibadettir!
Kadir Gecesinin ne zaman olduğunun bilinmesinin ve kutlanmasının bir önemi yok; anlamı da yok! Önemli olan, bizim Kadir Gecesinin anlamını kavramamızdır. Fakat işte burada, İsrailiyat devreye giriyor; Müslümanlar Kur’an’dan uzaklaştırılıyor ve Kur’an’da olmayan şeylere inanmaya zorlanıyor.
Hz. Musa Tur dağı’na çıktı ya; Hz. Muhammed’i de Hira dağı’na çıkarıyorlar ve ilk vahyi orada ‘indiriyorlar’! Kur’an’da Hira Mağarası var mı? Yok! Fakat rivayetler var ve bunlara inanılıyor! Bunların amacı Müslümanları Kur’an’dan uzaklaştırmak. Ne yazık ki, Diyanet de bu oyunlara geliyor. Yukarıda söz ettiğimiz Diyanet Tefsirinde, “Ey örtüsüne bürünen” diye açıklanan Müzzemmil Suresinin 1.ayetinin mealinde, Hira mağarasında ilk vahyin geldiği rivayetine yer veriliyor! İlk vahiy geldiğinde Peygamberimiz korkmuş, üşümüş ve evine gidip, ‘beni örtün’ demiş. Üstüne bir örtü örtmüşler (Cilt IV, s. 485)!
Allah’ın gökte olduğu kültürel yapı bize Hıristiyanlıktan geçmiş. Peygamberimize atfedilen birçok olay Hz. İsa’ya da atfedilmiş! İsa’nın Kilisesi yoktu. Bu, Pavlus’un eseri!
Pavlus İsa’nın dinini bozdu ve uydurduğu Hıristiyanlığı kilisenin dini yaptı. Nitekim Hadid Suresi 27. ayette “Biz onlara ruhbanı emretmedik” deniliyor!
Pavlus’un “Her şey İsa için yaratıldı” sözünü aynen alıp ve ‘Hadis-i Kudsî’ diyerek Hz. Muhammed’e uyarlamışlar: “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım!”
Kudsî hadis vahiydir. O zaman niye bu söz Kur’an’da yok?
Pavlus İsa’yı yücelterek, dini küçültüyor. Aynı şeyi Peygamberimiz için de yapıyorlar. Kutlu doğum haftası gibi!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM