DOPİNG

0
185

HAKSIZLIKTIR, AHLAKSIZLIKTIR, HIRSIZLIKTIR, SPORCUNUN ÜLKESİNE KARŞI İŞLEDİĞİ EN AŞAĞILIK SUÇTUR.

Olimpiyat yemini:

“olimpiyat oyunları’nda ülkemin şerefi ve sporun zaferi için kurallara uyarak dürüst yarışacağımıza ve gerçek sportmenlik ruhu içinde mücadele edeceğimize and içeriz.”  2000 Sidney oyunlarında ise bu yemine bir cümle daha eklediler: Oyunlar insanın sınırlarıyla sınırlı olsun diye olimpiyat bayrağını tutarak, “doping maddesi kullanmayacağımıza and içeriz” dediler.
Sporcular birincisinde, sportmenlik ruhu içinde dürüst yarışacağımıza, ikincisinde; bastıra bastıra doping maddesi kullanmayacağımıza and içeriz, yemin ederiz diyorlar.

Bu ne demektir?

    • Normal beslenmem dışında bana aşırı güç verecek yasaklı gıda maddelerini almayacağım.
    • Hastalıklarım dışında benim hormonlarımı, enzimlerimi, doku ve organ fonksiyonlarımı etkileyecek herhangi bir ilaç kullanmayacağım.
    • Fiziksel ve ruhsal kondisyon ve motivitemi artıracak enerji verici, uyarıcı, tetikleyici, fazladan güç verici hiçbir yabancı madde kullanmayacağım.
    • Böylece, kendisini normal koşullar içinde yetiştirmiş bir sporcuyu geçmek için centilmenlik kurallarını çiğnemeyeceğim gibi, sportmenlik dışı yollara baş vurarak, rakiplerimin hakkını yemeyeceğim. Haksızlık yapmayacağım. Ahlaksızca davranmayacağım.
    • Sporu spor olarak yapan sporcu kardeşlerime karşı hırsa kapılarak onun alacağı madalyaya ve ödüle göz koyarak hırsızlık yapmayacağım.
    • Spor sahalarında ve er meydanlarında yenmek de var yenilmekte, galip gelmek için hile yapmayacağım gibi rakibimin onurunu da kırmayacağım.
    • Hakkım olanı tüm asaletimle elde etmek için çalışacağım.
    • Yarışmayı iki adım önde bitirmek uğruna, bir fazla sporcuyu daha altetmek uğruna ya da alacağım ödül uğruna sporuma, bana bu imkanları sağlayanlara ve ülkeme karşı suç işlemeyeceğim. Onları küçük düşürmeyeceğim, sporuma leke sürdürmeyeceğim, Dünyanın gözünde aşağılanmayacağım. demektir.

Bu kısa girişle aşağı yukarı dopingin ne olduğu anlaşılıyor. Fakat konuyu biraz açmakta ve irdelemekte yarar var.

Doping nedir?
Spor sahalarında doping, daha çok motivasyon, güç, kuvvet ve enerji için dışardan özel takviyeler almak demektir.  Bu takviye sporcunun ruh halini, anatomisini ve fizyolojisini etkilemeye ve değiştirmeye yöneliktir. Alınan bu maddeler, insana gerçekten zihinsel ve fiziksel bir güç oluşturur. Fakat sonradan bu maddeler insanda büyük zararlara yol açar. İşte bu maddelerin insan sağlığını ileri derecede etkileyip bozacağı için, insan sağlığına zararlı olduğu için yasaklanmıştır.

Yasaklı madde sınıfları

IOC tarafından bildirilen yasaklı maddeler 5 ana grup altında toplanmaktadır:
1-Uyarıcılar (Amfetamin efedrin v.b.)
2-Narkotik Analjezikler (Morfin v.b.)
3-Anabolik Ajanlar (Testosteron v.b.)
4-Diüretikler (Furosemid v.b)
5-Peptid hormonlar ve benzerleri (Eritropoietin büyüme hormonü v.b.)

Ayrıca çeşitli kısıtlamalara girmiş bulunan ilaç sınıfları
IOC tarafından bildirilen ve sporcular tarafından kullanımı kısıtlı olan maddeler 5 ana grup altında toplanır:

1- Alkol
2- Marihuana
3- Lokal anestezikler
4- Kortikosteroidler
5- beta-blokörler

Bu maddelerin zararları:

1. Alışkanlık yapar, sürekli kullanma ihtiyacı belirir. Böyle olunca da karaciğer ve böbrekler harap olur. Böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği ve kanseri gelişir.
2. Kalp krizine neden olur. Sporcular erken yaşlarda ölürler.
3. Erkeklerde kadınsı, kadınlarda da erkeksi ruhsal ve fizyonomik değişiklikler olur.
4. Kısırlık meydana gelir. Bunları kullanan sporcuların çocukları olmaz. Çocuklar sakat doğar. Sakat doğan çocuk, aileler için ömür boyu vicdan azabıdır.
5. İnsanda psikolojik bozukluklara ve ruhsal yıkımlara neden olur.
6. Erken bunama meydana gelir.
7. Belli bir süre sonra kemikler erimeye, kaslar sarkmaya başlar ve şekilsiz bir görünüm meydana gelir.
8. Genetiği değiştirilmiş etken maddelerle, insanın da genetiği değişir, insanlıktan çıkar.
9. Daha sonra iş ve sosyal hayatında başarısız olur, bir işe yaramaz, kenara atılır.

Bir başka örnek:

Bundan 25-30 yıl önce  Amerika’da ve İngilterede inekler özel maddelerle beslenerek, verimlilikleri  artırıldı. Bu inekler 500 kilo yerine 1000 kiloya ulaştırıldı. 15 -20 kilo süt yerine 40 kilo süt verir oldular. Gerçekten olağanüstü verim elde edilmişti. Fakat sonra baktılar ki, 25 yıl yaşayan ineklerin 15. Yılda kemikleri erimeye başladı, sünger gibi oldu. Ayakta duramaz hale geldiler ve bir süre sonra da öldüler.

İşte doping budur.
Dopingle ilgili Kurumlar:
Türkiye’de 1989 yılında, Hacettepe Üniversitesi ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol gereği, Hacettepe Üniversitesi’nde Türkiye Doping Kontrol Merkezi (TDKM) kurulmuştur. Bu merkez, faaliyetlerini Dünya Antidoping Ajansı (WADA) kuralları gereğince sürdürmektedir.

Bugün Olimpiyat oyunlarına aday ülke Milli Olimpiyat Komitelerinin kurması gereken “Dopingle Mücadele Bağımsız Kurulu” da TMOK bünyesinde oluşturulmuştur.

Sporcudan alınan idrar, kan ve tükürük örnekleri ile doping maddesi kullanılıp, kullanılmadığı ortaya konmaktadır. Bu örneklerin değerlendirilmesi yıllarca İngiltere veya Yunanistan’da yapılmış ve bunun için bu ülkelere dünyanın dövizi ödenmiştir. Bugün artık değerlendirmeler Türkiye’de, Hacettepe Üniversitesinde yapılmaktadır.  

Türkiyede son durum:

2013 yılında Türkiye’de yapılan kontrollerde, 46 atlet, 39 halterci, 19 güreşçi, 8 vücutçu, 2 yüzücü ve 1 tekvondo sporcusunda doping tesbit edilmiştir. Bu yıl Akdeniz oyunlarında yarışan sporcuların 30 tanesi dopingli çıkmıştır. Avrupa , Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarında ülkemize madalya kazandıran sporcularımız, gurur kaynağımız değil, yüz karamız olmuşlardır. Bu hastalık, bulaşıcı hale gelmiş ve ermeydanına, yağlı güreşlere de  bulaşmıştır.

Olimpiyat oyunları aday belirleme toplantısının hemen önü sıra marifetmiş gibi bu kadar çok dopinglinin yakalanıp, açıklanması ve dünyaya ilan edilmesi, çok bilmiş yöneticilerimizin, oyunlar adaylığını sabotajıdır. Yapılacak iş bunları adaylık süreci sonrasına bırakmaktı.

Dopinkliye ceza:

Doping aldığı belirlenen sporcunun diyetisyeni, doktoru, kondüsyoneri, antrenörü, meneceri, bir sürü eğitim ve teknik adamı, kulüp başkanı  ve federasyon başkanı vardır. Bu sporcu eczaneye gidip, bana bir doping maddesi ver diyerek bu maddeyi kullanmamaktadır.  20 yaşına gelmiş bir milli sporcu kolay yetişmiyor. Bu sporcunun tüm spor hayatını yok edecek  cezayı sporcu yalnız başına kaldıramamaktadır. Ceza çok büyüktür. Suç ise yalnız kendisine ait değildir. Bu nedenle de cezası paylaştırılmalıdır. Cezayı WADA’ya bırakmak da dirayetsizliktir. Kurumlarımız WADA’nın prensiplerinin üzerinde bir anlayışla hareket edecek olursa, onurumuzdan ve şahsiyetimizden ödün vermemiş oluruz.

Dopingle mücadele:

Türkiye’de ve Dünya’da bazı spor dallarında dopinge rastlanmamaktadır. Bu durum iftihar edilecek bir durum değildir. Olması gereken budur. Dileğim bu spor dallarının da şaşırıp dopingli spor dallarının durumuna  düşmemeleridir. Bu, o spor dallarında hizmet veren antrenör, spor eğitimcisi, teknik kadro ve federasyon başkanının bu konuda iyi eğitim almış olmalarından, dopingin ne anlama gelmiş olduğunu bilmelerinden ve kültürlü bilinçli ahlaklı spor adamı olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu yöneticiler, sporcularını da ona göre yetiştirmektedirler. Sporcu cahilce bir başarı özlemi ile dopinge kalkışır. Antrenör ise sporcusunun haksız kazancına ortak olmayı amaçlar. Hem sporcusunun ününe, hem de ödülüne ortak olacaktır. Dopingli maddeyi almak doğrudan sporcunun işi değildir. Bu madde büyük bir ihtimalle  antrenörü tarafından verilmektedir. Antrenör bu maddeyi yıldız/ümit kategorisindeki sporcuya değil, çoklukla büyükler kategorisindeki, yani aklı eren sporcuya verir. Sporcu, bu maddeyi bana antrenörüm verdi, zararını bilmiyordum diyemez. Onun ne olduğunu bal gibi biliyordur. Bu nedenle bu konuda ilk uyarılacak ve eğitilecek kişi antrenördür.

Yukarıda belirttiğim anabolizan madde, beta bloker gibi isimlerin ne olduğunu sporcunun hatta antrenörün bilmesi mümkün değildir. Bu nedenle dopingle mücadele komisyonları doping yapabilecek  maddeyi içeren ilacın piyasa ismini, ilacın hastalıklarda kullanımına leke sürmeyecek şekilde listeleyerek, federasyonlara göndermesi büyük kolaylık oluşturacaktır. Federasyonlar da bunu tüm sporcularına tamim ederek, kullanacakları ilaçlarda dikkatli olmalarını sağlayacaklardır.  

Birçok kontrollerin baskın şeklinde yapılması hem federasyonun, hem de sporcunun itibarını incitmektedir. Sporcunun kaçacağı hiçbir yer olmadığına göre, bu kontrolleri yaptırmayan sporcuya belirli süre yarışmalardan men cezası herkesi kurtarır.

Akdeniz oyunlarında 30 sporcunun doping kullanmasının başlıca nedenlerinden biri, kazanacakları ödüldür. Akdeniz oyunlarına katılan ülke sayısı bellidir. Her ne kadar oyun vasfı kazanmışsa da, bir spor dalı için pek çok uluslar arası turnuvadan küçük bir organizasyondur. Avrupalı ülkelerin bir kısmı bu yarışmalara yeni yetişmekte olan sporcularını, deneyim kazanmaları için göndermektedir. Spor teşkilatımız  böyle bir organizasyonda ve diğerlerinde sporcuya avuçlar dolusu altın ödülü vermektedir. Ödül beklentisi sporcuyu ve antrenörü şaşırtmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde de bu kadar çok maddi ödül verilmemektedir. Halbuki ödül, o sporcunun yüksek eğitimi, geleceği ve iş sahası için planlanmalıdır.

Şimdi biz dopingle mücadeledeki başarımızla övünüyoruz. Buradaki başarı yakalanan sporcunun çokluğundan kaynaklanıyor. Halbuki başarı; doping yapılmamış olması ile orantılıdır. Yangın çıktıktan sonra onu söndürmek yerine, yangının çıkmamasının koşulları aranmalıdır.
Tüm spor ailesine faydalı olması dileği ile en içten selam ve sevgilerimle

*Judo, Karate, Kuraş, Aikido, Vuşu/Kungfu Federasyonları eski başkanı
*Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Eden Sporcular Federasyonu Onursal Başkanı 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin