DİYABET NEDİR?

0
28

DİYABET NEDİR, BELİRTİLERİ NELERDİR, TANISI NASIL KONUR, KOMPLİKASYONLARI NELERDİR, DİYABETLİ BİR KİŞİ NASIL BESLENMELİDİR?

Şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, pankreasta yeterli miktarda insülin üretilememesi ya da üretilen insülinin etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen bir hastalıktır. Yediğimiz besinlerin, özellikle karbonhidrat içeren besinlerin çoğu vücutta enerji için kullanılmak üzere şekere (glukoza) dönüştürülür. İnsülin, besinlerle kana geçen şekerin enerji olarak kullanılabilmesi için hücre içine girmesini ve hücrede glikojen olarak depolanmasını sağlar. Diyabet hastası, yediği besinden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve bu durumda kan şekeri yükselir. Bu durum da uzun dönemde birçok doku ve organda hasara yol açar.

Diyabet tipleri nelerdir?

Tip 1 diyabet: Pankreasın yeterli miktarda veya hiç insülin salgılayamaması sonucu ortaya çıkar. Sıklıkla çocukluk ve gençlik döneminde görülür. Bu hastalar ömür boyu insülin hormonunu dışardan enjeksiyon yoluyla almak zorundadır.

Tip 2 diyabet: Vücut insülin üretmektedir; ancak hücreler insüline direnç göstermektedir. Buna bağlı olarak zaman içinde üretilen insülin miktarı da yetersiz kalır. Bu sebeple yemeklerden sonra kandaki şeker hücrelere giderek enerjiye dönüşemez, kan şekerini yükseltir. Tip 2 diyabet tedavi edilmediği takdirde organ hasarına ve kalp damar hastalıkları gibi ciddi ikincil hastalıklara neden olmaktadır. Genellikle orta yaş ve kilolu kişileri etkiler. Tip 2 diyabetli hastaların dörtte üçü obezdir veya yaşamlarının bir dönemini obez olarak geçirmiştir. Ayrıca artan obezitenin bir sonucu olarak, çocuklarda ve genç erişkinlerde de yaygın hale gelmektedir. Ailesinde diyabet hastası olanlar, fazla kilolu kişiler, 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlar, stres altında yaşayan kişilerde tip 2 diyabet görülme olasılığı daha yüksektir.

Diyabetin belirtileri nelerdir?

Ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, çok su içme, çok yemek yeme, kilo kaybı, yorgunluk, vücuttaki yaraların geç iyileşmesi, kuru ve kaşıntılı bir cilt, bulanık görme, ellerde ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma.

Diyabet tanısı nasıl konur?

Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri ölçümü veya Oral Glukoz Tolerans Testi yapılarak saptanır. Açlık kan şekeri sağlıklı kişilerde 70-100 mg/dl’dir. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl ise gizli şeker var demektir. Eğer AKŞ ölçümü 126 mg/dl veya fazla ise şeker hastalığınız var demektir.

Oral Glukoz Tolerans Testinde glukozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. Ikinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur.

Diyabetin kronik komplikasyonaları nelerdir?

Kardiyovasküler hastalık: Birçok ülkede, diyabet hastaları arasında en başta gelen ölüm nedenidir. Diyabet hastalarında kalp hastalığı ya da inme riski 2-5 kat daha yüksektir. Diuabet hastalarının  %50’si kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

Serebrovasküler hastalık: Kan şekeri düzeyinin kontrolsüz olarak yüksek seyretmesi damar yapılarında ve kan pıhtılaşma fonksiyonlarında bozulmalara yol açarak, serebrovasküler olaya neden olabilmektedir. (İnme, gecici iskemik atak)

Periferik damar hastalığı: Damarlar tıkandığında ve ayak yada bacaklara yeterli düzeyde kan gitmediğinden oluşur. Yürürken ya da egzersiz yaparken bacaklarda ağrı hissedilir. Bazı bireylerde ise ayak ve bacaklarda halsizlik, karıncalanma ya da geç iyileşen yaralar gibi belirtiler görülür.

Retinopati(Gözlerin hasar görmesi): Yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen nedenidir.

Nefropati(Böbreklerin hasar görmesi): Diyabet hastaları için büyük bir tehdittir. Kontrol altına alınmamış tip 1 diyabet hastalarının %40’ında 50 yaşına geldiğinde diyaliz, böbrek nakli gerektirebilecek ağır  böbrek hastalığı gelişebilir. Diyabet hastalarının %10-20’si böbrek yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

Nöropati(Sinirlerin hasar görmesi): Diyabet hastalarının en az yarısını etkiler. Diyabetik sinir hastalığı, bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile sonuçlanabilir. Bacak kesilmelerinin kaza dışı nedenlerinin başında maalesef diyabet gelmektedir.

Diyabet, Beslenme ve Egzersiz

Kan şekeri kontrolünü sağlamak için öncelikle sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmelisiniz. Yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmeli ve bunu hayatınızda uygulamalısınız.

  • Öncelikle kan şekeri düzeyinizin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olacak şeker ve şeker içeren yiyeceklerle, kilo almanıza yol açacak yağ ve yağlı yiyeceklerin tüketimini azaltmalısınız.
  • 3 ana öğün ve 3 ara öğün almalısınız. Az az ve sık yemek ögünden sonra kan şekerinizin daha az yükselmesini sağlar.
  • Almanız gereken kaloriyi öğünlere yaydığınız için fazla kalori almayı önleyecek ve bu şekilde kilo kontrolü de sağlamış olacaksınız.
  • Türk Diyabet Vakfı ara öğünlerde 10-15 gram karbonhidrat içeren bir besin tüketmeyi önermektedir. Bunun için en iyi secim 2 galeta, kepekli bisküvi veya 1 adet meyve olabilir. Bu yiyeceklerin yanına protein içeren süt, yoğurt, peynir veya ayran ekleyerek hem kan şekeri seviyenizi kontrol edebilirsiniz hem de ara öğününüzü kuvvetlendirirsiniz.

Beslenmenizle beraber size uygun planlanmış egzersiz programıyla yaşamınızı daha sağlıklı bir hâle getirebilirsiniz. Egzersiz için en uygun zaman yemekten sonraki 1-2 saattir. Süresi 20-30 dk olmalıdır.  Böylece, yiyeceklerle kana geçen şeker vücut tarafından kolaylıkla kullanılır ve kan şekeri düzeylerinin kontrolü sağlanır. Yürüme, koşma ve yüzme gibi tüm vücudu çalıştıracak egzersiz tiplerini tercih edilebilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin