BABALAR GİBİ SATARLAR

0
414

Türkiye şeker fabrikalarını satıyor. Demek ki daha satılacak bir şeylerimiz varmış!
Ne zengin ülkeymişiz; sat sat bitmiyor.
Özelleştirme kapsamında sırada şeker fabrikaları varmış. Geçmişte bu tür satışlar çok tartışılırdı, Ülkede gündem olurdu. Deyim yerindeyse kıyametler kopardı.
Ve bir bakan çıkar “Babalar gibi satacağız” derdi.
Sonuçta satardı da!
Demek ki bu hengâmede şeker fabrikaları gözden kaçmış ve bugüne kadar satılamamış.
Hayır, gözden kaçmamış; 2009 da ve 2012 de iki teşebbüs olmuş.
İlkinde Danıştay kararıyla satılamamış, ikincisinde dönemin başbakanı Erdoğan’ın vazgeçmesiyle satış yapılmamış. Bugün yeniden gündemde… Devlete ait 25 fabrikanın ilk etapta 14 tanesi satılıyor.
Çeşitli basın yayın organlarında bu satışla ilgili haberler çıkıyor.
Türkiye insanı bu tür satışlara o kadar alıştı ki üzerinde durmuyor bile.
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kurduğu fabrikalardır bunlar. Üretimi esas alan bir ekonomi anlayışının sonucudur. Bugün tüketime dayalı bir ekonomik model tercih edildiğinden satıyoruz bunları. Bir yandan da ülke bütçesine katkı sağlayalım diye.
Canım ne var bunda, satın alanlar üretim yapmayacak mı diyeceksiniz şimdi!
Giresun SEKA örneğini inceleyebilirsiniz.
SEKA’yı alanlar da üretim yapacaklardı, yaptılar mı? Gidin bakın SEKA’nın olduğu yerde ne işler yapılıyor? Giresun’un en önemli fabrikasının yerinde şimdi inşaatlar yükseliyor.
Şeker fabrikaları da öyle olacak. Yıkılıp yerine toplu konut falan yaparlar.
Türkiye ekonomik anlamda farklı bir model ortaya koydu yıllarca; bu modele de karma ekonomi dedi. Üretimin bir bölümünü devlet bir bölümünü de özel sektör üstlendi.
Şimdi tamamen özel sektöre devretti üretimi ama özel sektörün de talepleri bitmiyor ki!
Teşvik üstüne teşvik; vergisini ödemeyenle vergi barışı, sigorta pirim borcu olanlarla pirim barışı yaparak devlet gelirlerinden fedakârlık yapıyor.
Hani o sattığımız devlet fabrikalar milletin sırtında bir kamburdu… Peki, bu özel sektörün talepleri ne oluyor! Kambur değil de başka bir şey galiba!
Cumhuriyetle başlayan bu devlet işletmelerinin ülke geneline yaygınlaştırılması modelini çok önemsiyoruz. Mesela Kırıkkale örneği üniversitelerde ders olarak okutulacak kadar ilginç bir yapılanmadır.
Anadolu’nun bozkırında Kırık ve Kale diye iki köy vardır o yıllarda. Ülkenin savunma sanayi olan Makine Kimya’nın MKE’nin bu bölgeye kurulması bu iki köyü il olacak kadar geliştirmiştir.
Şeker fabrikaları da öyle: Türkiye haritasının önünüze açınız ve bugün satışa çıkartılan şeker fabrikalarının yerlerini işaretleyiniz. O zaman bu tesislerin önemini daha iyi anlayacaksınız.
Bor, Çorum, Kırşehir, Yozgat, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Turhal, Afyon, Alpullu,
Burdur, Elbistan, ve Muş… Şimdi bu fabrikalar babalar gibi satılacak!
Bu işletmelerin teknolojilerinin eski olduğun u söyleyeceklerdir. Teknolojiyi yenilemek ve verimi artırmak yerine satmak daha kolaycı bir yöntem olmalı.
Bu satış sonunda ortaya çıkan yeni sahipler de teknolojiyi yenileyerek üretim yapma yerine tesislerin yerlerinde farklı yapılaşmalara yöneleceklerdir. Giresun’da olduğu gibi!
Çalışanların hak kayıpları da ayrı bir sorun olarak çıkacak karşımıza. Çimento fabrikalarının satışında yaşadığımız gibi; kadrolu olarak çalışan ve yoksulluk sınırına yakın bir ücret alanlar bir gecede ya işsiz kalacaklar ya da asgari ücretle açlık sınırında çalışan bir grup olarak iş hayatlarına devam edecekler.
Basında ve sosyal medyada bu satışları doğru bulmayanları görmekteyiz.
Haberler yapılıyor, yazılar yazılıyor, sosyal medyada paylaşımlar yapılıyor.
Ancak satışı planlayan yönetimin eskisinden farklı düşündüğünü zannetmiyoruz.
Ne mi yapacaklar? Abileri gibi, pişkin pişkin “Babalar gibi satarız” diyecekler.
İşin daha ilginç olanı ise bu satışları yapanlar kahraman olarak geçecek kendi yazdıkları tarihe…

Facebook Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin