YA HDP BARAJA TAKILIRSA!

0
50

7 Haziran 2015 seçimleri öncesindeki ‘HDP baraja takılırsa bütün milletvekilleri AKP’ye gidecek’ propagandası bugün daha güçlü olarak sürdürülüyor! AKP’nin 16 yıllık iktidarından haklı olarak bıkanlar da buna kolaylıkla inanıyorlar! Buna bir de, demokrasi sosu katılıyor! Sanırsınız HDP’nin varlığı demokrasimiz için olmazsa olmaz!
HDP Kürtlerin temsilcisiymiş! Eğer baraja takılırsa Meclis’te Kürtlerin temsilcisi olmayacakmış! Kamuoyunu buna ikna etmek için, müthiş bir algı mühendisliği yapılıyor. Aydınlarımızın yumuşak karnı hak ve özgürlükler ya, HDP’nin durumuna da bu pencereden bakıldığı için, ülke menfaatleri; bu ülke üzerindeki menfur Emperyalist Senaryolar akla bile gelemiyor!
‘Demokrasi’ öyle etkili bir silâh olarak kullanılıyor ki, hani nerede ise, ‘Yeter ki, demokrasimiz güçlensin de, varsın ülke mahvolsun!’ gibi bir bakış söz konusu! Ne yazık ki, ‘Vatan elden giderse demokrasi neye yarar?’ diye düşünülmüyor!
Emperyalist sömürüye karşı en etkili savunma silâhımız Millî Devletimizdir. İşte bu nedenle Millî Devlet yapımız emperyalist odakların ve içimizdeki işbirlikçi odakların saldırısı ile karşı karşıyadır! Prof. Erol Manisalı yıllar önce bu konuda şu uyarıyı yapmıştı:
“Türkiye bugün ‘büyük bir aldatmacanın’ içinde bulunuyor. Ortaya sürülen sahte oyun şudur: Bir tarafta, değişimden yana olmayanlar, Türkiye’nin kapalı kalmasını savunanlar, tutucular, özgürlüklerin gelişmesini istemeyenler ‘varmış gibi’ mesele ortaya konuyor. Sanki bunların karşısında da değişimden yana, demokratikleşmeden yana olanlar bulunuyormuş izlenimi veriliyor… Bu göstermelik, bu sahte oyunun arkasında ise ‘gerçek’ bir oyun oynanıyor. Sahte, sanal oyunda değişimden yana, özgürlüklerden yana boy gösterenler, yabancı güç odaklarının Türkiye’deki temsilciliğini yapmaktadırlar. Küçük devlet (kaybolmuş devlet) Türkiye’nin varının yoğunun dışarıya satılması ve dışarıdan idare edilmesi yönünde hizmet vermektedir. Türkiye’nin etnik olarak, dil olarak, din olarak çözülmesini, iyice gevşetilmesini arzulamaktadırlar. Dış odaklardan açıktan açığa para alınarak Türkiye aleyhine araştırmalar, toplantılar, yayınlar yapılmaktadır. Derneklere, vakıflara hattâ vakıf üniversitelerine kadar” (Cumhuriyet, 15.06.2001)!
Millî Devletimiz hedeftir. Herkes aklını başına alsın!
Bu ülke insanının 1970’lerden bu yana terörden çekmediği kalmamıştır. 1980’e kadar devam eden SAĞ-SOL terörü; Ermeni Soykırımı iddiaları; ASALA terörü; 1984’den itibaren, sözde Kürtlerin özgürlüğü için mücadele eden PKK terörü ve FETÖ; bunlar hep, ne tuhaftır ki, ‘MÜTTEFİKİMİZ’ olarak kabul edilen Amerika’nın organizasyonları değil midir?
Bu sütunlarda defalarca yazdık! Bu ülkenin bir Kürt Sorunu yoktur. Sorun EMPERYALİZM sorunudur. Kürtçe Anadilde Eğitim yapıldığı, anayasamıza Eşit Vatandaşlık ilkesi konulduğu ve iki milletin ismi yazıldığı takdirde daha özgür ve mutlu olacaklarını zanneden gafiller nasıl bir kaosa hizmet ettiklerinin farkında bile değiller.
Tabiî, biz burada iyi niyetlileri kast ediyoruz. Yoksa bu işin sonunun nereye varacağını çok iyi bilen ‘görevliler’ olduğunu da biliyoruz! İşte, Erol Manisalı Hoca da, yazısında bunlardan söz ediyor!
Emperyalizmin yüzyıllardır değişmeyen felsefesi, ‘BÖL, PARÇALA YÖNET’tir. Bunun için de, içimizden ajanlar kullanmak dahil her şeyi yapıyorlar; yapacaklardır!
PKK ve HDP’nin Etnikçi Siyaseti bu ülkenin dinamik güçlerinin birliğinin önündeki en büyük engeldir! Ülkemizin dinamik güçleri bir araya gelemedikçe de emperyalizmin vahşi sömürüsünün devam edip gideceği bilinmelidir. Bu bakımdan, Emperyalist odakların Etnik/Bölücü hareketi teşvik etmesi ve desteklemesi tabiîdir.
Geçen yazımızda hatırlattık: 2003 yılında 6 milyar lira olan tüketici kredileri 510 milyar liraya yükselmiş! AKP iktidarı dönemindeki cari açık 550 milyar dolara çıkmış! Dış borçlarımız 453 milyar dolar. Bu yıl ekonomiyi çevirmek için 220 milyar dolara ihtiyaç var!
Diğer taraftan uygulanan adaletsiz ekonomik sistemin sonucu, bankalarda bir milyon liranın üzerinde mevduatı bulunan hesap sahibi 150 bine yaklaşmış! Son bir yılda 7 bin kişi daha milyonerler sınıfına katılmış!
Orhan Veli yıllar önce bir şiirinde “Bu düzen böyle mi gidecek, pireler filleri yutacak” diye yazmıştı! Bu düzen daha ne kadar böyle gidecek?
HDP’nin Eşit Vatandaşlık, Anadilde Eğitim, Özerklik dışında bu sömürünün sona ermesini amaçlayan bir programı olduğunu duyan var mıdır? Varsayalım ki, devletimiz büyük bir zaafa düştü ve talep ettikleri özgürlükleri elde ettiler; Kürt emekçilerinin sorunları çözülecek mi?
Bunlardan demokrasi bekleyenlere hatırlatalım ki, Suriye’nin Kuzeyi’nde, Amerika’nın himayesinde kurmuş oldukları kantonlarda demokrasinin ‘D’si bile yok! Birleşmiş Milletler raporlarında bile, ele geçirdikleri bölgelerde etnik temizlik yaptıkları yazıyor! Bunlara, varsayalım ki, ülkemizin bazı bölgelerinde özyönetim imkânı tanındı; siz buraları demokrasiyle yöneteceklerini mi zannediyorsunuz? 1984’den bu yana Stalinist yöntemlerle idare edilen bir örgütün demokratik bir yönetim kurması mümkün müdür?
Diyarbakır’da Kobani dayanışması bahanesiyle ortalığı savaş alanına çeviren PKK yandaşlarının, DAEŞ’çi iddiasıyla, fakirlere kurban eti dağıtan dört Kürt gencini nasıl katlettiklerini unuttunuz mu? Yasin Börü isimli genç, önce bıçaklandı; boğazı kesilmeye çalışıldı. 3. Kattan atıldıktan sonra üstünden bir de araba ile geçtiler!
7 Haziran seçim sürecinde, ‘Türkiye Partisi’ olarak parlatılan HDP’nin eş Genel Başkanı Selâhattin Demirtaş’ın, Diyarbakır halkını direnişe çağırdığı da unutulmuş olmalı! Demirtaş, ahmakça bir direniş gösteren PKK’lı teröristere, ‘teslim olun’ çağrısı yapmak yerine, bu teröristlere destek için, Diyarbakır halkını Sur’a yürütmek istemiş fakat halk buna uymamıştı! Masa başında yapılan hesaba göre, güvenlik güçleri devlet otoritesini sağlamak için harekete geçtiğinde, ‘halk teröristlerin önünde duvar olacak; siviller ölecek’ ve bu durum, Türkiye’ye müdahaleyi gündeme getirecekti! Bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Fakat, PKK’nın sebep olduğu acı olaylar, bir hayırlı sonuca da vesile oldu; Halk, PKK’nın Halk Düşmanı bir zulüm örgütü olduğunu anladı!
Bölge halkı, operasyonlar sebebiyle, şüphesiz devlete de kızıyordu; kızmakta da haklıydı. Çünkü, İktidar Güvenlik Güçlerimizin elini kolunu bağlamasaydı, PKK bu kadar etkin olamayacaktı. Maalesef ‘Çözüm Süreci’ denilen Gaflet Sürecinde, meydan PKK’ya bırakılmıştı! PKK’nın hâkimiyet kurduğu bölgelerde, yeniden devlet hâkimiyetinin kurulması için 700’ün üzerinde şehit verilmesinin sebebi de budur.
Kimse HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde aldığı oyu hatırlatarak, bize demokrasi dersi vermeye kalkmasın! Bugüne kadar yapılan bütün seçimlerde, PKK’nın etkinlik kurduğu bölgelerde yaşayan Kürt vatandaşlarımız PKK’nın silâhlarının gölgesinde oy kullanmış ve bu yüzden PKK’nın işaret ettiği partiye oy vermek zorunda kalmıştır. Dün PKK’nın hâkimiyet kurduğu bölgelerde korkarak oy kullanan Kürt vatandaşlarımız ilk kez daha özgür bir şekilde oylarını kullanacaklar! Fakat ne var ki, hâlâ daha PKK’nın ve HDP’nin kontrolünde oldukları zannedilen Kürt seçmenlerden oy alabilmek için partiler taviz yarışındalar! Kimileri ‘Kırmızı çizgimiz yok’ diyor. Kimileri “Kürdistan’a itirazımız olmaz” diyor! Kimileri de, anayasamıza Eşit Vatandaşlığın girmesinden, Anadilde Eğitimden yanalar!
Bu devletin en yetkili makamlarının, dış destekli Terör Sorununu ‘Kürt Sorunu’ olarak kabul etmeleri ve taviz vermek yoluyla bu sorunu çözebilecekleri yanılgısıyla bugünlere gelinmiştir. Fakat geldiğimiz bu aşamada bile, devlette yaratılan bu derin zaafa rağmen, sözde Öz Yönetim ilân edilen bölgelerde, halkın tercihini devletten yana koyması herkesi düşündürmelidir.
Gerçekleşmesi mümkün olmayan hayâller için birbirimizi kırıp dökmeyelim! Bu devleti bölmeye kimsenin gücü yetmez!
Tek başına iktidar olan AKP bile sonunda, ‘Kürt Sorunu’ yoktur demek noktasına gelmedi mi?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz