PKK’YI NASIL BİTİRİRİZ? (6)

0
342

Geçen yazımızda, Birgül Ayman Güler Hoca’nın, ‘SOL’ etiketli aydınlarımızın savrulmaları ve Yerelciliğin arkasındaki Emperyalist Komplo ile ilgili hatırlatmalarını özetlemiştik. PKK ve HDP; ‘Yerelciliği’, pek de gizlemedikleri asıl amaçlarının ilk basamağı olarak kullanıyor! Ne yazık ki, tarih şuûru olmayan aydınlar ve siyasetçiler de, bu suretle gerçek bir demokrasiye ulaşacağımız yanılgısıyla bunu savunuyorlar! Bunun, bölünmeye giden yolun başlangıcı olduğunun farkında bile değiller!
Hâlbuki, bir Amerikan Projesi olan PKK-HDP ile güdülen amaç, İsrail’i rahatlatacak olan, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den koparılacak topraklarda Büyük Kürdistan’ın kurulmasıdır! Vahametin farkında olmayan kimi gafiller de, televizyon ekranlarında ‘Kürtlerin de bir devleti olsun canım’ diye ağıt yakıyorlar! Ne yazık ki, Batı ittifakına katılmak suretiyle yaşadığımız millî refleks kaybı yüzünden nelerin çıkarımıza, nelerin zararımıza olduğunu ayırt edecek basireti kaybettik!
Yıllarca, bu ülkenin bazı sol kesimleri, Emperyalizmin taşeronu olan PKK’nın emperyalizme karşı olduğuna, ‘Ezilen Kürtlerin özgürlüğü için’ mücadele ettiğine inandı-rıl-lar! Aynı gerekçeyle bugün, yurt dışında da, PKK’ya destek verenler var. Peki, bunda bizim hiç mi kabahatimiz yok?
Ne yazık ki, ne Ermeni Soykırımı iddiaları konusunda ve ne de PKK terörünün iç yüzü konusunda ne dünyayı ne de kendi halkımızı aydınlatabildik!
Şimdi Rusya ile yakınlaşıyoruz ya; Algı Mühendisleri devredeler! ‘Demokrasi Batı’da; Rusya da PKK’yı destekliyor! PYD’nin Moskova’da bürosu var! Rusya da Emperyalist değil mi?’ ‘hatırlatmalarıyla’, Rusya aleyhinde kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Amerika, Suriye’de örgütlediği PKK/PYD’ye 5 bin TIR silâh yardımı yapmış; 60 bin kişilik bir ordu kurmuş; bunları maaşa bağlamış; hedeflediği şey Büyük Kürdistan’mış! Rusya’ya yaklaşmamızdan ürken Amerikancıların bunlar ne umurunda! Akılları sıra, Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşmasını önleyebilmek için PKK üzerinden algı yönetimi yapıyorlar! Amerika ile, eski günlere, Hillary Clinton’la Ahmet Davutoğlu’nun, Suriye’yi içine sürükledikleri kaosun mutluluğu içinde, ‘çak’ yaptıkları günlere dönülmesini sağlamaya çalışıyorlar.
Habertürk yazarı Soli Özel’e bakılacak olursa, ‘Rusya, Türkiye’yi NATO’dan uzaklaştırmaya çalışıyormuş!’
Karar’da yazan Akif Beki de, ‘ABD’yle anlaşırsak Rusçular ne diyecek?’ başlıklı yazısında, “Sinsi Amerikan plânlarına, gizli Pentagon projelerine, aldatıcı tuzak ve hilelerle dolu büyük oyunlara karşı kahramanca yürütülen anti-Amerikancı kampanya çöktü çöküyor” diyor!
Medyamızda açıkça, Amerikancılık yapanlardan geçilmiyor.
Aydınlık yazarı Rafet Ballı’nın, Rusya Podina (Vatan) Partisi yetkilileri ile yaptığı mülâkat, Rusya’yı anlayabilmek bakımından önemli. Rafet Ballı Ermeni Soykırımı iddialarına ve PKK’ya verilen desteği sormuş. Rodina yetkililerinin cevabı açık ve net: “Ermenistan Rus kamuoyunda tek kale oynuyor! Türk tezleri bilinmiyor! PKK ortaya çıktığında anti Amerikan görünüyordu. Sol romantizmle bakıldığından PKK olumlu bulundu! Fakat, artık PKK/PYD’nin ABD’nin aleti olduğu görülüyor!”
Rusların Ermeni ve PKK yanlısı düşünmelerinde, bizim Batı kampında olmamızın ve bu ülkede on yıllarca şuursuzca sürdürülen Rusya düşmanlığının da büyük payı olduğu bilinmelidir. Fakat artık hem Rus halkının Türklere ve hem de halkımızın Rusya’ya bakışı değişmiştir! Bu arada, yarı resmî Rus Federal Ajansı’nın yayın organında yayınlanan bir makalede, PYD/YPG’nin DEAŞ gibi bir terör örgütü olduğunun vurgulandığını da hatırlatalım!
Atatürk’ten sonra, ‘Küçük Amerika olmak’ şuûrsuzluğu ile, bin yıl hâkim olduğumuz bir coğrafyaya yabancılaştık! Biz coğrafyamıza yabancılaşırken, bizim kendilerine benzemek istediğimiz Batılılar coğrafyamızın hâkimi oldular! Aydınlarımızın kendi ülkelerine ve kültürlerine yabancılaşmalarının neticesi meydanda; Batılılaşacağız derken kendi kimliğimizden de olduk!
Yenişafak yazarı İbrahim Karagül, 16 Mart tarihli yazısında, Batı’nın Rusya ve Türkiye’ye karşı kurduğu cephenin tehlikeleri hakkında şu önemli uyarıyı yapmış; “Türkiye Karşıtı Cephe, Türkiye içinde ve çevresinde FETÖ, PKK/PYD kriptoları ile, etnik Kürt lobisi ile, bazı dinî figürler ve çevrelerle iş tutuyor; devlet içinde, bürokrasi içinde, siyasette ve medyadaki adamlarıyla birlikte çalışıyor!”
Sayın Karagül daha sonra şöyle devam ediyor: “Bu cephede sadece Rusya yok, hemen bütün Asyalı güçler Batı karşısına dikildi ya da dikilecek. Dünya ilk kez Doğu-Batı ekseninde bölündü. Rusya açık tehdit altında bir ülkedir. Batı’nın Rusya’yı parçalama hesaplarını biliyor. Şüphesiz bu bir kıyamet senaryosu. Türkiye’ye yönelik saldırıları içeriden ve dışarıdan çevrelemeye dönük girişimleri, Suriye’de mücadele ederken Doğu Akdeniz ve Ege’de sıkıştırma çabaları bu açıdan değerlendirilmeli. Herkes aklını başına alsın. Bu büyük Küresel Fırtınada herkes durduğu yeri netleştirsin!” Sayın Karagül’ün aynı mealdeki 28 Mart tarihli yazısı da mutlaka okunmalıdır.
Daha önce de yazmıştık; Sözcü gazetesinde Zeynep Gürcanlı, ‘Türkiye’nin Rusya tarafından kuşatıldığını’ iddia etmişti! Hâlbuki, asıl Batı Rusya’yı kuşatıyor! Estonya, Letonya, Litvanya, Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya bugün artık Amerika’nın yörüngesindedir! Hele şu son, Rusya’nın İngiltere’ye iade ettiği eski Rus ajanı ve kızının zehirlenmesi olayı! Bu olayı Rusya’nın yaptığına ilişkin tek bir delil olmamasına rağmen, Amerika, Kanada ve bütün AB Rusya’ya karşı tavır aldı!
Yani Türkiye nasıl Batı’nın hedefi ise Rusya da aynen öyle! O zaman bu iki devletin dayanışma içinde olmaları gerekmez mi? Buna rağmen, Rusya’ya yaklaşmamızdan endişelenen CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, “Türkiye’yi Rusya’nın taşeronu yapacaksınız” diyebiliyor!
Örnek çok! Fakat artık, sayın İbrahim Karagül’ün söylediği gibi, herkes aklını başına almalıdır! Çünkü, Batı’nın toplu saldırısı ile karşı karşıyayız. Batı, içimizde kendisiyle birlikte hareket edecek bir ‘Batıcı Cephe’ kurmaya çalışıyor. Bu gerçek artık görülmeli ve herkes safını belirlemelidir. Bizim yerimiz Doğu Cephesi’ndedir. Bundan dolayı kimse aşağılık duygusuna kapılmasın. Biz ‘Doğulu’yuz. Doğulu olmak bizim onurumuzdur. Yeter artık Avrupa ve Amerika kapılarında bu kadar aşağılandığımız. Artık yükselmekte olan Doğu’nun yıldızıdır. TÜSİAD da bunu söylemiyor mu?
‘Hürriyet’ talebi ile Esad’a karşı ayaklananlar, kendi vatanlarını bir harabeye çevirdiler. Suriye’de yaşananlardan bizim de çıkaracağımız bir ders olmalı! Aslında biz bu dersi, ‘Hendek Savaşları’nın sebep olduğu yıkımla aldık. Fakat yine de, ‘Hürriyet’ için ayaklananların Suriye’yi ne duruma getirdikleri hiçbir zaman unutulmamalıdır. Demek ki, silâh çözüm değilmiş!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin