AMERİKA MEĞER KAĞITTAN KAPLANMIŞ!

0
362

Çin Devlet Başkanı Mao, “Emperyalizm kağıttan kaplandır” demişti. Kahraman Ordumuzun Afrin Harekâtı da, dünyanın en büyük emperyalist gücü Amerika’nın, aslında bir ‘Kağıttan Kaplan’ olduğunu meydana çıkarmadı mı? Hâlbuki, içimizdeki Algı Mühendisleri, “Amerika ne der? Amerika’yı nasıl karşımıza alırız!” diyerek topluma korku salıyorlardı! “ABD bize neden karşı deyip kızmak yerine onu anlayıp, sakince stratejiler geliştirmeliyiz, Amerikan düşmanlığı yapmak bize, ulusal güvenliğimize zarar verir” tehditleriyle, kuzu kuzu, Amerika’nın BOP gibi senaryolarına boyun eğmemizi tavsiye ediyorlardı! Mütareke döneminin ünlü işbirlikçisi Ali Kemal de, “İtilâf Devletlerinin teveccühünü kazanmaya bakalım” diyordu!
Sanki, tarihi yeniden yaşıyoruz!
Bunların birçoğunun Amerika’nın yenilmezliğine gerçekten inandıkları muhakkak. Çünkü bu ‘talihsiz insanlar’, gayri millî eğitim sistemimiz ‘sayesinde’ devşirilmişlerdir. Fakat içlerinde, bunu görev gereği yapan Psikolojik Harp elemanlarının olduğu da bilinmelidir.
NETİCE: Amerika’ya rağmen Afrin’e girdik ve Amerika seyretmek durumunda kaldı!
Demek ki, Bölge Devletleri ile birlikte hareket edildiğinde ve Millî bir strateji takip edildiğinde, Amerika’ya rağmen de bir çok şey yapılabilirmiş! Afrin Harekâtı, “Amerika’ya Rağmen nasıl yaparız?” algısının yıkılması bakımından önemlidir.
‘Suriye olaylarının başından beri millî bir strateji belirleyebilmiş olsaydık, bugün bunları yaşamayabilirdik’ diyebilirsiniz. O başka mesele; iktidarın Suriye politikasındaki vahim hataları mutlaka tartışılmalıdır. Ancak şimdi bunun zamanı değil. Bugün, bu devletin sorumlu vatandaşlarına düşen görev Kahraman Ordumuzun yanında durmaktır.
Afrin Harekâtı sözde aydınların ve siyasetçilerin bütün bölme çabalarına rağmen milletimizi nasıl da birleştirdi. Düşman çatlatan bir tablo çıktı ortaya. Türk Milleti işte bu!
Rusya’nın tavrının ne olacağı merak konusuydu. Açıktan, ‘Amerikancı olduklarını söylemeyen’ bir grup ‘uzman’ Rusya’nın da PYD’ye destek verdiğini ‘hatırlatarak’, Rusya’ya güvenilemeyeceği propagandası yapmaktan geri durmadılar! Tabiî ki, gönüllerinde yatan Amerika ile birlikte olmaktı! Fakat Rusya, Suriye hava sahasını uçaklarımıza açıp, Afrin’deki kuvvetlerini geri çekerek PYD’yi ve bunları ters köşeye yatırdı!
Bölücülerin yayın organı Medya Haber’de dinledik; Kandil’den Mustafa Karasu, “Afrin operasyonu Türkiye’nin Rusya ile tam mutabakatı ile yapılmaktadır. Rusya ile anlaşmalarımız vardı. Rusya bizi sattı” diyordu!
Vatan hainleri ancak bir yere kadar kullanılırlar! Bunu öğrenmek için ille de yaşamak gerekmezdi ki! Tarih sayısız örnekle dolu!
Afrin Harekâtına karşı çıkan bizim ‘Barışseverler’ yayınladıkları bildiri ile bir kez daha, Türk Milletinin dertleri ile aslâ dertlenmeyeceklerini, sevinçlerini paylaşmayacaklarını gösterdiler! Onlar da olmasaydı, Amerika iyice yalnız kalacaktı! Tıpkı ayrık otu gibiler! Mehmetçiği Hatay dağlarında kurban keserek karşılayan, onlarla birer birer kucaklaşan o Asil Yörük Anasının duygularını anlamaları ne mümkün!
Harekât başarı ile ilerliyor ya, her zaman olduğu gibi, Türkiye düşmanı Algı Mühendisleri devredeler! Efendim, yerleşim yerleri vuruluyormuş, siviller ölüyormuş! Bu Algı Mühendisleri daha önce hendek savaşları sırasında da devredeydiler. O zaman da, ‘Gömmelerine izin verilmediği için, buzdolaplarında saklamak zorunda kaldıkları ölüler’ yalanlarıyla kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlardı!
Bu iddialara uygun eylemleri ancak Amerika gibi Haydut Devletler yaparlar. Nitekim yıllardır yapıyorlar da!
Sayın Bahçeli’nin, “Afrin yıkılmalı, teröristler yakılmalı” sözlerine gelecek olursak; Türk tarihinde böyle bir vandallığın örneği yoktur.
Bütün kalbimizle Kahraman Ordumuzun yanındayız. Ancak iktidar siyasî hedefleri doğru belirlemelidir. Artık hata yapmak ‘aldatıldık demek’ lüksüne sahip değildir. Bu harekâtın hedefi, sınırımızda tek parçalı bir Suriye Devleti olmalıdır. Amerikan’ın tertipleri ile kurulan kantonal yapılar ve emperyalist emellere hizmet edecek Kukla Kürdistan hayalleri Suriye’de toprağa gömülmelidir. Ülkemizdeki ve Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığının da kökü kazınmalıdır.
Diğer taraftan, Misakı Millî’den söz edilerek, ‘Kızıl Elma’ mesajları verilerek, kafalar karıştırılmamalı; Türkiye’nin bu haklı harekâtına gölge düşürülmemelidir. Kızıl Elma Osmanlı’nın fetihçi sloganıydı; Misakı Millî ise İstiklâl Harbimizin, gerçekçi millî hedefiydi. Ancak, Lozan’la bu kadarını elde edebildik ve artık bu sınırlar bizim millî sınırlarımızdır! Bu nedenle Lozan’dan sonra; Kızıl Elma’dan, Misakı Millîden söz etmek doğru değildir. Bu söylem, komşularımızın topraklarında gözümüz olduğu izlenimi uyandırır! Bu görüntü de bizi zora sokar! Ayrıca, Suriye Devleti’nin dışlanarak, Özgür Suriye Ordusunun tercih edilmesi de izaha muhtaçtır. Ordumuzun ÖSO’ya ihtiyacı var mıdır?
İktidar, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu söylüyor. Fakat Suriye’den toprak koparmak peşinde olan hayalperestler var!
TV NET televizyonunda, 17 Ocak tarihli akşam haberlerini sunan Faruk Aksoy’un, “Suriye’nin Kuzeyindeki bölgede, Suriye Devleti’ne muhalif Arapların ve Türkmenlerin bir Sünnî Devleti kurmaları” tasavvurundan söz etmesini de endişe ile dinledik. Ne ise ki, program konuğu Prof. Yaşar Hacısalihoğlu bu düşünceye katılmadığını bildirdi.
Demek ki, iktidar yanlılarında böyle bir heves var! Demek ki, bunun Amerikan plânlarına hizmet etmek demek olduğunu hâlâ daha anlayamamışlar! Suriye’nin Kuzeyinde, Türkiye’nin himayesinde bir ‘Sünnî Devletçik’ fikri, bazılarına çekici gelebilir fakat bunun Kukla Kürdistan’ın yolunu açacağı ve Türkiye’nin de üniter yapısının dağılmasını gündeme getireceği bilinmelidir. Bu nedenle, bırakalım Enver Paşa’nın maceracılığını hatırlatan fantastik düşünceleri bir kenara da, Mustafa Kemal Paşa’nın gerçekçi vizyonunu rehber edinerek, Esad’la bir araya gelmeye bakalım. Rusya, İran, Irak ve Suriye’yle kuracağımız bloğun gücünü tasavvur ediniz.
Suriye ile işbirliği aynı zamanda bize uluslararası alanda da meşrûiyet kazandırır. Her ne kadar Amerika’yla eski günlere dönmek özlemi içinde olanlar bulunsa da, bunun bize hiçbir şey kazandırmayacağı bilinmelidir.
Batı Asya Birliği Millî Hedefimiz Olmalıdır.

NOT: Dilimizi bilmiyoruz! Burseya Dağı’nı ele geçirdik ya; Akşam gazetesi bu haberi “Burseya Dağı düştü!” diye vermiş! Hâlbuki, bizim kaybettiğimiz vatan toprağı için “Düştü” kavramı kullanılır. Biz Burseya Dağı’nı ele geçirdik! Bazı haber muhabirleri de maalesef aynı hatayı yaptılar!

Facebook Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin